SİZİN İÇİN
Öğrenme güçlüğü olan çocukların ailelerine öneriler
Tikler
Sevgi,
Stres , Okul Başarısı, Özgüven
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
Tırnak Yeme
Alışkanlığı
Hırsızlık
Kardeş Kıskançlığı
Üstün ve
Özel Yetenekli Çocuklar
Çocuğunuzun Ruh
Sağlığı
Gençlik Sorunları
ve Aile
Öğrenme güçlüğü
olan çocukların ailelerine öneriler
1. Çocuğunuza kendisinin değerli olduğunu
hissettirin.
2. Çocuğunuzun başarabildiği pek çok iş var. Bu işlerde çocuğunuzu destekleyin.
3. Çocuğunuz için bir ders çalışma programı yapın ve bu programa uymaya çalışın.
Çocuğunuzun bu programın gereklerine uymasına yardımcı olun. Programı siz
bozmayın. Çocuğunuz uygularken esnetmeler yapıyorsa yapıyorsa yanında olun.
İşini kolaylaştırmış olursunuz.
4. Uyulması gereken kuralları kesin, açık ve net olarak söyleyin.
5. Uyulması gereken kuralların çocuk tarafından daha kolay öğrenilebilmesi için
tekrar edin.
6. Çocuğunuzun yapması gereken işleri siz yapmamaya çalışın. Çocuğa sakat veya
kötürüm muamelesi yapmayın.
7. Çocuğunuza işini yapabileceği ortamı hazırlayın. Deneme süresi tanıyın. Onu
yaptığı işte cesaretlendirin. İşteki çabasını ödüllendirin.
8. Çocuğunuz evin hakimi haline gelip size emirler vermemelidir. Kabul
edilebilir davranışlar sergilediğinde ise desteklenmeli, övülmeli, ya da
ödüllendirilmelidir.
9. Uzun vadeli tehditlerde bulunmayın. Ceza en son başvurulacak yol olmalıdır.
Ödüllendirme işe yaramayınca ceza yoluna gidilebilir. Ceza yapılan davranışa
uygun olmalıdır ve istenmeyen davranışın hemen ardından verilmelidir. Verilen
ödül ve cezalar yapılan davranışla aynı ağırlıkta olmalıdır.
10. Aile, okul, öğretmen ve psikolog arasında sıkı bir iletişim olmalıdır. Bu
işbirliği çocuğun olumluya gidişinde çok önemlidir. Tüm bu kişiler çocuğa karşı
aynı dili konuşmalı ve aynı tavrı sergilemelidir.
11. Çocuğu soru sorarak konuşmaya zorlamayın, Kendiliğinden anlatıyorsa, işiniz
olsa bile ara verip onu dinlediğinizde daha çok anlatacaktır. Okul hakkında bir
şeyler anlatmıyor diye endişelenmeyin.
12. Çocuğunuzu diğer çocuklarla kıyaslamayın. Bu çocukları ürkütür, korkutur ve
enditelendirir. Kendine olan güvenini zedeler.
13. Ödevlerini yaparken veya ders çalışırken yanında oturursanız dikkatini
dağıtmasını engellersiniz. Ödevler konusunda siz okuyarak işini
çabuklaştırabilirsiniz. Konular işlenmeden önce bir ön bilgi verecek olursanız
derste daha rahat olacaktır.
14. Olumlu yaptığı her işi içten bir övgü ile takdir edin. Övgünüz abartılı ve
gerçek dışı olmamalıdır.
15. Örnekleri verin, yeteri kadar tekrarlayın, sonra da ondan yapmasını isteyin
. Sabırlı olun. Onun yapabileceğinden daha basitinden başlayın. Kendine güvenini
kazanmasına yardımcı olun.
16. Çocuğunuza sağ-sol, alt-üst, ön-arka gibi kavramlarda anlamasını
kolaylaştıracak yollar, yöntemler, ipuçları, benzerlikler, bağlantılar kurmasını
öğretin. Yaşına göre bunları zaten bilmesi gerekir diye düşünüp ona kızmayın.
17. Olumlu yaklaşımlar öğrenmesini kolaylaştıracaktır.
18. Yapamadığı şeyler için bağırıp kızarak elini ayağına dolaştırmayın.
Tikler
TANIM
Tikler belirli kas gruplarında meydana gelen, birden ortaya çıkan, yineleyici,
basmakalıp ve ritmik olmayan, motor hareket ya da ses çıkarma şeklinde görülen
istem dışı hareketlerdir. Eklemleri çıtırdatmak, parmakları şıkırdatmak, göz
kırpmak gibi pek çok şekilde ortaya çıkabilen takıntılı davranışlar, genellikle
önceden düşünmeden yapılırlar. Zamanla davranış biçiminin bir parçası olur ve
gerginlik anında ya da boş kalındığında daha sık yapılırlar.
Tiklerin görülme biçimleri:
1. Gelip geçici tik; En az dört haftada ortaya çıkan ancak bir yıldan uzun
sürmeyen, hemen her gün gözlenebilen, artmalar ve azalmalar gösteren basit
tiklerdir. Gelip geçici tikler motor tiklere oranla daha az görülür. Oluşmasında
daha çok çevresel faktörler ve stres etkilidir.
2 . Kronik motor ya da vokal tik bozukluğu; Bir yıldan uzun süre devam eden
tiklerdir. Tiklerin olmadığı bir dönem üç aydan daha azdır. Vokal tiklerle motor
tikleri birbirinden ayıran özellik vokal tiklerin burun çekme, boğaz temizleme
gibi duyulabilen, motor tiklerin ise kaş kaldırma, göz kırpma elleri oynatma
gibi görülebilen tikler olmasıdır.kafa kol ve ellerde kasılmalar gibi
3. Tourette Bozukluğu; Zaman içinde artma ve azalmalar gösterir. Çok sayıda
motor ve vokal tiklerle birlikte görülür. Genellikle tikler sayılamayacak kadar
sıktır. Ortalama başlama yaşı 7-10'dur. Görülme oranı %0.05-0.01 olarak
bulunmuştur. Oluşmasında genetik, nörobiyolojik ve çevresel etkenler etkilidir.
ÖZELLİKLER
Tiklere 3-4 yaşlarından önce genellikle rastlanmaz. Ancak nadiren 15 aylık gibi
erken bir dönemde de görülebilir. En fazla görüldüğü zamanlar 6-7 yaşlar ve ilk
ergenlik (11-13 yaş) dönemidir.
Toplumda görülme oranı %1-2'dir. Genellikle erkek çocuklarında daha fazla
görülür. Erkek/kız oranı 2/1'dir.
Karşı konulmaz bir davranış olarak yaşanır. Fakat çocuk bir işe, etkinliğe
kendini verdiğinde azalır ya da yok olur.
Aile bireylerinden birinde varsa, görülme olasılığı artar.
Bazı tikler oldukça karmaşıktır, bir çok bölümden oluşur (kompleks tikler).
Yüzde görülen bazı mimikler, üstünü başını düzeltme veya aynı sözleri tekrarlama
bu tür tiklerdir.
Tikler boyunda ve gövde de görülebilir. Ama en çok görülenleri, göz kırpma,
burun kıvırma, dudak oynatma, kaşları kaldırma gibi yüz tikleridir
Boğaz temizleme, burun çekme ve öksürük şeklinde de olabilir(vokal tikler).
Bir çocukta birden fazla tik görülebilir. Bazen biri biter biri başlar.
Zaman zaman sıklığı ve şiddeti değişebilir. Örneğin yorgunlukla ya da stresle
birlikte artar.
Uyku esnasında görülmez.
Huzursuz, engellenme eşiği düşük, çabuk öfkelenen, yerinde durmakta zorlanan ve
dikkat eksikliği olan çocuklarda daha çok görülür.
Geçici bir süre istemli olarak engellenebilir olduğu için, klinik değerlendirme
sırasında görülmeyebilir. Eğer çocuk gözlem sırasında tikleri bastırıyor veya
istemli hareketler gösteriyorsa çocuğu doğal ortamında da gözlemek yararlı olur
(örn; TV izlerken ya da oyun oynarken).
Tikler kişinin benlik saygısında düşmeye aile, okul ve sosyal yaşamda sorunlar
yaşanmasına yol açabilmektedir.
Tikleri olan çocukların bir kısmı öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği
hiperaktivite bozukluğu ve obsessif-kompulsif bozukluklar gibi sorunları da olan
çocuklardır. Bu bozukluklardan herhangi biri genellikle tiklerden daha zararlı
olur ve tiklerin ortadan kaldırılmasını zorlaştırabilir.
Tikler çocuğun dışlanmasına ya da alay konusu olmasına neden olabilir. Her iki
durumda da çocukta büyük stres oluşturur ve çocuğun özgüvenini tehdit edebilir.
Hareket, konuşma ve düşünmeyi engellediği için tikler çocuğun günlük
yaşantısında zorluklarla karşılaşmasına yol açabilir. Örneğin tiklerini
bastırmaya konsantre olmuş bir çocuk öğretmeninin verdiği ev ödevini
duymayabilir; bazen motor tikler çocuğun ince motor becerileri ile çakışabilir
ve yazı yazmasını zorlaştırabilir; konuşmanın akıcılığını engelleyerek çocuğun
net konuşamamasına bu da çocuğun sınıf içi konuşmalara katılmamasına yol
açabilir.
NEDENLER
Aile veya çevre içinde stres yaratan çeşitli durumlar,
Aile içinde aşırı baskılı ve otoriter bir eğitim (bazı araştırmalar tiklerin
çocuğun her hareketine müdahale eden, aşırı kontrolcü ve titiz annelerin
çocuklarında daha sık görüldüğünü göstermektedir),
Çocuğa gösterilen ilginin ve sevginin yetersizliği ve bu tutumunun yol açtığı
olumsuz benlik algısı ve kendine güvensizlik,
Çocuğun pek çok davranışının eleştirilmesi,
Çocuğu yetenekleri üstünde zorlama,
Kıyaslama yapma,
Anne baba arasında geçimsizlik ve aile içi ilişkilerin bozuk olması,
Çocuğun yaşadığı ortamın kaygı verici ve güvensiz olması,
Kardeş kıskançlığı,
Okulda aşırı baskı,
Yetersiz biyolojik gelişme ve olumsuz çevre etkilerinin bir araya gelmesi,
Ortaya çıktığı bölgenin ya da organın uzun süren rahatsızlığı (örn; uzun süren
burun akıntısı sonrasında burun çekmenin tik haline gelmesi) gibi faktörler
etkili olabilmektedir.
Tikler de kekemelik gibi, çocuğun dikkati soruna çekildikçe artar.
Çoğu çocuk tikleri en şiddetli biçimde akşamüstleri yorgun olduklarında ya da
bütün gün tikleri bastırdıkları için okuldan eve gelir gelmez yaşar. Bazı
çocuklar ise sabah uyandıklarında yaşarlar.
Bazı araştırmacılar tiklerin ruhsal bir bozukluğun belirtisi olduğunu, bazı
araştırmacılar ise merkezi sinir sistemindeki bozukluktan ortaya çıktığını öne
sürmektedir.
Çabuk endişeye kapılan aşırı duygusal, sıkıntıları içine atan, ürkek ve çok
titiz olan çocuklarda tikler daha uzun süre devam etmektedir. Çünkü bu çocuklar
ne yaparlarsa yapsınlar heyecanlarını atamamaktadırlar ve üstlerine gidildikçe
tiklerinde daha çok artma olmaktadır.
ÖNERİLER
Çocuk 3-4 yaşına kadar bu davranışı devam ettiriyorsa anne baba tarafından
görmezlikten gelinebilir. Ancak ilerleyen yaşla davranış ısrarlı bir şekilde
devam ediyorsa, alışkanlık haline gelmeden kurtulmasına çaba harcanmalıdır.
Çünkü müdahale ne kadar gecikirse davranış o kadar yerleşir.
Çocuğa sevildiği hissettirilerek, olumlu bir benlik algısı ve kendine güven
duygusu geliştirmesi sağlanmalıdır.
Çocuğu yeteneklerinin üstünde zorlamaktan, başkalarıyla kıyaslamaktan ve sürekli
eleştirmekten kaçınılmalıdır.
Korku ve gerginlik karşısında arttığı için tike karşı sert tepki göstermek
tiklerin giderek artmasına yol açabilir.
Çocuğu sürekli ikaz edip bu tiki yapmaktan vazgeçmesini istemek onu duygusal ve
fiziksel yük altına sokmakta, bu da çocukta tiklerin devam etmesine ya da yeni
tikler oluşmasına yol açabilmektedir.
Ailedeki tüm bireylerin bu davranışı ön plana çıkartarak rahatsız olduklarını
sık sık hissettirmeleri, tike bağlı kaygıyı arttırarak davranışı
sıklaştırabilir.
Ev ortamındaki çatışma ve gerginlikleri mümkün olduğu kadar azaltarak, çocuğun
kendini güvende hissetmesi sağlanmalıdır.
Tiklerin ne olduğu anne baba tarafından tam olarak öğrenilmeli ve çocuğunda
öğrenmesine yardımcı olunmalıdır. Çocuk ne kadar bilgili olursa tikleriyle o
kadar kolay başa çıkabilir. Anne baba ne kadar bilgili olursa, çocuğa tikleri
konusunda ona o kadar yardımcı olabilir.
Çocuğun arkadaş ilişkilerinde zorlanmasına neden olan sosyal beceri
eksikliklerinin giderilmesi için çok küçük yaşlardan itibaren farklı sosyal
çevrelere sokulması önem taşımaktadır (örn; alışverişe götürmek, yaşıtlarıyla
bir arada bulunmasına, sokakta oyun oynamasına izin vermek, anaokuluna
göndermek).
Çocuk tikleri bir süre durdursa dahi, bu tiklerin onun kontrolü altında olmadığı
bilinmelidir. Anne babalar çocuklarının sık sık okulda bütün gün tiklerini
kontrol altında tutup eve gelince bunları yaptıklarını dile getirirler. Çocuklar
bütün gün okulda tiklerini bastırmak için çaba harcayıp yorgun düşerler. Ayrıca
tikleri bastırmak tik dürtüsünü artırır ve çocuk eve geldiğinde bu dürtüyü
kontrol edemeyeceği bir hale gelmiş olabilir. Bu durum aynı zamanda evin okula
oranla daha güvenli bir ortam olduğu ve çocuğun bu davranışı saklama gereği
duymadığı anlamına gelebilir. Evde artan tiklerin bir itaatsizlik olmadığı
bilinmeli ve çocuk bu yüzden cezalandırılmamalıdır.
Tikler çocuğun özgüvenini tehdit eder, sosyal uyumunu bozar. Tikleri olan
çocuklar genellikle sosyalleşme konusunda ve arkadaş edinmede zorlanırlar.
Çocuğun sosyalleşmesi için arkadaşlarıyla oyun ortamı yaratmasına ve ilişkide
olduğu öğretmen, takım antrenörü, büyükanne gibi diğer yetişkinlerinden destek
alınarak olumlu sosyal ilişkilere girmesine yardımcı olunabilir. Bu
yetişkinlerin tiklerin doğası hakkında yanlış bilgiye sahip olmadığından emin
olunmalıdır. Gerekirse bu kişilere çocuğun tikleri karşısında nasıl davranmaları
gerektiği, çocuğun yaşayabileceği gereksiz stres ve maruz kalabileceği alaydan
nasıl koruyabileceği hakkında bilgi verilmelidir.
Çocuklar alay edilmeye karşı korumalıdırlar. Bütün çocuklar evde ve okulda
güvenli ve tehdit olmayan bir çevreyi hak ederler. Tik bozukluğu olan bir çocuk
için bunun anlamı anne baba ve öğretmenlerinin çocuğun alay konusu olmaması
konusunda aktif rol alması gerektiğidir. Tikler genelde diğer çocuklar için alay
konusu olup bir eğlence kaynağı oluşturabilir. Kendisine alay edilmesine
sinirlenen bir çocukta tiklerin sıklığı artabilir, bu da daha fazla alay konusu
olmasına yol açabilir. Alaylar eğitim veya doğrudan müdahale ile engellenebilir.
Çalışmalar tikler hakkında bilgilendirilen çocuklardan bazılarının alay etmeyi
kestiklerini hatta başkalarının alay etmesini engellediklerini göstermektedir.
Çocukta dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile öğrenme güçlüğü olup
olmadığı konusunda inceleme yapılmalıdır. Çünkü dikkat eksikliği ve
hiperaktivite bozukluğu, Tourette bozukluğu olan erkek çocukların %40'ında,
başka tik bozukluğu olanların %25'inde görülmektedir. Öğrenme güçlüğü ise bu
çocuklarda daha sık görülür. Çocuğun öğretmeniyle iletişimde bulunarak onun
okuldaki başarısı hakkında bilgi alınmalıdır. Öğrenme güçlüğü veya dikkat
eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna dair işaretler varsa gerekli önlemler
alınmalıdır.
Bunların dışında tiklere müdahalede çok yönlü yaklaşım gerekebilir. Aileye
danışmanlık, çocuğa psikoterapi ve davranış tedavisiyle birlikte ilaç tedavisi
de uygulanabilir.
Doğrudan davranış değiştirmeye yönelik olarak aşağıdaki adımlar da
önerilmektedir.
Alışkanlığı Tersine Çevirme Adımları
Bu yöntemde takıntılı bir alışkanlığı (tikler, tırnak yeme, parmak emme, vb.)
kırmak için adımlar kullanılır. Oldukça basit olmasına rağmen, uygulanabilmesi
için çocuğun en az 6-7 yaşında olması gerekir.
Uygulamayı nasıl gerçekleştireceğinize çocukla birlikte karar vermeli,
çocuğunuzun bunu yapmaya istekli olduğundan emin olmalısınız.
Rahatsızlıkların gözden geçirilmesi
Çocuğunuzla birlikte bu alışkanlığın yol açtığı güçlükleri sıralayın. Çocuk
niçin bundan kurtulmak istiyor?, Hangi durumlarda onun için probleme neden
oluyor?.
Farkındalık eğitimi-ortaya çıktığı durumları saptama
Alışkanlığın ne zaman ve hangi durumlarda meydana geldiğini fark etmek, onu
kontrol etmede ilk adımdır. İki tane çizelge hazırlayın. Birine siz, diğerine
çocuğunuz ne zaman ve nerede takıntılı hareketi tekrarladığını işaretleyin. Bir
hafta sonra çizelgelerinizi karşılaştırın.
Alternatif tepki
Bu yöntemde anahtar adım budur. Alışkanlığı durdurmak için çocuğunuzla birlikte
takıntılı hareketi her tekrarladığında yapacağı bir şey üzerinde anlaşın. Bu
öyle bir davranış olmalı ki dakikalarca yapıldığı halde başkalarına garip
gelmesin, çocuğunuzun normal etkinliğini engellemesin ve takıntılı hareketin
farkına varmasını sağlasın.
Aşağıda Azrin ve Nunn tarafından geliştirilen tablo bu konuda size fikir
verebilir:
Takıntılı Hareket Yerine Ne yapmalı?
|
TAKINTILI ALIŞKANLIK
|
ALTERNATİF ALIŞTIRMA
|
|
Parmak Emme
|
Yumruk Sık
|
|
Tırnak Yeme
|
Eşyayı Tut
|
|
Kirpik -Kaş Yolma
|
Eşyaları Tut
|
|
Kafa Sallama-Boyun kütürdetme
|
Boynunu Kas
|
Düzeltici ve Önleyici Tepki : Alternatif tepkiyi öğrendikten sonra, bunu
alışkanlığı yarıda kesmek ya da ortaya çıkışını engellemek için kullanmasını
sağlayın.
Bağlantılı Davranış : Takıntılı hareketten hemen önce yaptığı davranışı
belirlemeye çalışın ve alternatif tepkiyi bir önceki bağlantılı davranışı
durdurmak için kullanmasını sağlayın. Örneğin ikinizde tırnağını yemeye
başlamadan önce ayaklarını sallamaya başladığını farkettiyseniz bu bağlantılı
davranıştır.
Gevşeme çalışması : Seçebileceğiniz bir sürü gevşeme tekniği vardır. Okul rehber
öğretmeninden bilgi alabilirsiniz.
Toplumsal Destek : Bu destek çabalarını teşvik veya övgü olarak sizden veya
yakın arkadaşından gelebilir.
Deneme : Çocuğunuzu, alternatif davranışı her gün tekrarlayarak rutin hale
getirmeye yönlendirin. Ayrıca takıntının ortaya çıktığı durumları düşünürken de
alternatif tepkiyi denemesini önerin.
Kayıt : Ne kadar ilerleme kaydettiğini görmek için günlük olarak alışkanlığın
görülme sıklığını kaydedin.
Hafif
düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği
TANIM:
Bireyin temel okuma-yazma ve sayma becerilerinde ortaya çıkan gecikme durumudur.
Günümüzde, alana ilişkin bilimsel gelişmelere bakıldığında, zihinsel engele
sahip kişilerin ağırlık derecelerine göre; " hafif-orta-ağır " ya da buna
paralel olarak " eğitilebilir-öğretilebilir-ağır " şeklinde sınıflandırma
yaklaşımından vazgeçilmiş görülmektedir.
Bu gelişmeler Türkiye' de yürürlükte olan yönetmelik ve programlara henüz
yansıyabilmiş değildir. Halen yürürlükte olan Milli Eğitim Bakanlığı' na bağlı
Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği' nin 4. Maddesinde zihinsel engele sahip
çocuklar " hafif-orta-ağır" olarak sınıflandırılmaktadır.
Yapılan tüm tanım ve sınıflandırmalar bilimdeki gelişmelerin bir ürünüdür.
Önemli olan bu gelişmelere açık olmak, onların arkasında kalmamak hatta mevcut
gelişmelere katkılar getirmektir. Umarız yakın gelecekte bu gelişmeler bizim
programlarımıza da yansır.
NEDENLER:
Doğum öncesi
Hamilelik döneminde annenin geçirdiği bulaşıcı hastalıklar, kullandığı ilaçlar,
kazalar ve zehirlenmeler, röntgen çektirme, yetersiz beslenme, Akraba evliliği,
kromozom bozuklukları, kan uyuşmazlığı,
Doğuştan metabolik bozukluklar.
Doğum sırasında
Doğum sırasında bebeğin oksijensiz kalması, Doğum sırasında bebeğe bulaşan
enfeksiyonlar, Zor doğum nedeniyle kullanılan bazı araçların (vakum, forseps
vb.) bebeğe zarar vermesi, Erken yada geç doğum.
Doğumdan sonra
Çocuğun geçirdiği ateşli hastalıklar (kızamık, menenjit vb.), Beyin hasarına yol
açan kazalar, zehirlenmeler, Çocuğun beyin gelişimini etkileyecek yapısal
bozukluklar ve hormonal düzensizlikler, Ayrıca çocuğun yetersiz beslenmesi,
uyarıcı eksikliği, ev ortamının çocuğun oynaması ve çevreyi keşfetmesi için
uygun olmaması da hafif derecede zihinsel engele neden olabilmektedir.
ÖZELLİKLER :
A- Zihinsel Gelişim Özellikleri
Zeka ile başarı arasında kuvvetli bir ilişki bulunduğu için, bu çocuklar
yaşıtlarından daha başarısız olabilir.
Başarısızlık daha çok okuma-yazmada, okuduğunu anlamada, temel aritmetik
becerileri kazanmada ortaya çıkmaktadır. Akademik kavramları geç ve güç
öğrenirler,
dikkatleri dağınık ve kısa sürelidir. Devamlı izleme, teşvik ve değişiklik
isterler.
İlgileri kısa sürelidir.
Soyut kavramları anlamada güçlük çektikleri için zaman kavramını ve aritmetik
kavramları algılama çok geç ve güç gelişir
Genelleme yapmakta zorlanır, kazandıkları bilgileri ilişkilere göre gruplamada
güçlük çekerler.
Bellekleri zayıftır, gördükleri duydukları şeyleri çabuk unuturlar, bu nedenle
sık sık konuları tekrar etmek gerekir.
Uzak gelecekle pek ilgilenmezler.
Görsel ve işitsel algıları zayıftır.
Duygu ve düşüncelerini açık ve net ifade edemezler.
İki şey arasındaki benzerlik ve ayrılığı kolay ayıramazlar.
Tasarım ve çağrışım yetersizdir. Dördüncü sınıfa doğru algılama yetenekleri
artar.
Olayları anlatma ve tartışma yetenekleri takvim yaşının altındadır.
Eşyaları genellikle tanırlar, eşyaları sınıflandırmada ve yararlarına ait kısa
açıklamalar yapmada başarılı olurlar .
Resim açıklamalarında genellikle eşyaları isimlendirir ve hareketleri
anlatabilirler.
Çizdikleri resimlerde detaya önem vermezler.
B- Psikomotor Gelişim Özellikleri:
· Kol bacak kasları gelişmiştir, bazı çocuklar vücut hareketlerini (yürüme,
koşma, merdiven çıkma v.b) normal yaşıtları ile aynı zamanda, bazıları ise
yaşıtlarından biraz daha gecikmeli olarak yapabilirler .
· Yürüyüş, sıçrama, atlama hareketlerini yapmada kolaylık görülür. Belirli
uzaklığa topu fırlatma ve yakalama gibi el ve kol kaslarının kontrolüne yarayan
düzenli denemeleri çoğu kez başarabilirler.
· Devamlı ve daha fazla dikkat harcayarak kalem fırça ve tebeşir kullanma
becerisi kazanırlar. El becerilerine karşı ilgi artar. Makasla kağıt kesmekten,
çekiç ve testere gibi aletlerle iş yapmaktan hoşlanırlar, ama yaptıkları işler
genellikle kabaca işlerdir.
. Bir kısmı bakmadan yazabilecek hale gelebilir. Okumayı tam olarak
öğrenebilenlerin sayısı ise daha da azdır.
· Fiziksel gelişimleri (boy-kilo) ise yaşıtlarının gelişimi ile bir tutarlılık
gösterir.
C- Dil ve Konuşma Gelişim Özellikleri :
· Konuşmayı yaşıtlarının geçtiği aynı basamaklardan geçerek öğrenir ve
geliştirirler, ancak bu basamaklardan geçiş hızları yavaştır. Bu nedenle dil ve
konuşma becerilerinde gecikme ve ilk basamaklarda takılma gibi durumlara
sıklıkla rastlanmaktadır.
. Bu çocuklarda her tür konuşma ve dil bozukluklarına rastlamak mümkündür. Sekiz
yaşlarında kelime dağarcıkları normal çocuklarınkinin %25-35?i kadardır.
. Alıcı ve ifade edici dil gelişimi zayıflıklarına rastlanmaktadır. Çoğunlukla
ilköğretime konuşma ve dil becerilerini zayıf da olsa kazanmış olarak
başlamaktadırlar.
D- Sosyal ve Kişilik Gelişimi Özellikleri:
· Genellikle kendilerinden yaşca küçük çocuklarla iletişim kurarlar.
· Duygu ve düşüncelerini açıkça ifade edemezler, güvendikleri bir kişinin teşvik
ve onayını beklerler.
· Yakın çevresindekilerle kolay dostluk kuramazlar. Kurdukları dostlukları uzun
süre devam ettiremezler.
· Sosyal ilişkilerinde grupta daima başkalarına bağımlı olma eğilimindedirler.
Grup etkinliklerinde bir lidere tabii olmayı isterler, sorumluluk almaktan
çekinirler. Genellikle grupta lider olmazlar.
· Oyun ve toplum kurallarına uymakta zorluk çekerler. Kuralları güç oyunlara ve
sosyal faaliyetlere katılmazlar.
. Sosyal durumlara uymada zorluk çekerler ve uyum sağlayacak uygun çözüm yolları
bulamazlar.
. Sosyal faaliyetlere karşı ilgileri azdır .Çok az sayıda sosyal faaliyetlere
katılırlar.
. Sosyal ilişkilerinde kendilerini grupta kabul ettirecek becerileri azdır.
ÖNERİLER :
Özbakım Becerileri
· Özbakım becerileri (tuvalet eğitimi, temizlik ve yeme alışkanlığı v.b)
doğuştan getirilmeyen öğrenilerek kazanılan davranışlardır. Bu çocuklar tuvalet
eğitimlerini belki yaşıtlarından geç kazanacaklardır ama temizlik ve yemek
alışkanlıklarını kendi yaşıtları ile aynı zamanda kazanabilirler.
· Özbakım becerilerinin gelişmesi çocukların evde ne öğrendiklerine ve onlardan
ne istendiğine bağlıdır. Bu çocukların çoğu, muhtemelen bir çok yönleri ile
yaşıtlarına benzeyeceklerdir.
· Eğer bir çocuğun küçük kas motor gelişimleri tam olarak gelişmemişse
düğmelerini iliklemede, sert yiyecekleri ısırmada, fermuarını ve kemerini sıkıca
kapamada zorluk çekebilirler. Bu nedenle sınıf içinde ve bireysel olarak çocuğa
nasıl yapacağını öğretmek, her öğrenme becerisini (örn:düğme ilikleme ) en ince
ayrıntısına kadar alt basamaklarına ayırmak ve bu basamakları sırasına göre
takip etmek, çocuk bir beceriyi tamamen kazanmadan diğer beceri kazandırma
çalışmalarına geçmemek, öğrenilen beceri basamaklarını geriye dönerek
pekiştirmek gerekmektedir. (Bu çocuklar elbiselerini giymekten çok çıkarma
işlemini yapmakta daha başarılıdırlar.)
· Eğitilebilir zeka engelli çocuklarda sofra kurallarını yaşıtları gibi
kazanabilirler, bu becerilerin gecikmiş olması aile ortamından kaynaklı
olabilir. Bu nedenle beslenme saatlerinin özbakım beceri gelişimlerini
destekleyici ve öğretici bir biçimde eğitim programlarında özellikle 1.2.3.
sınıflarda yoğun olarak yer verilmeli, sınıfta bulunan yardımcı annelerden de
beslenme saatinde özbakım beceri gelişimlerini desteklemede yardım alınmalıdır.
· Tuvalet eğitimini kazanmada yaşıtlarına nazaran gecikme görülebilmektedir.
Fakat bu konuda ailenin nasıl bir eğitim yöntemi uyguladığı da çok önemlidir.
Eğer çocuklar altlarının kuru kalmasını daha iyi olduğunu öğrenmişlerse sözler
ya da işaretlerle tuvalete gitmeyi isteyeceklerdir. Bununla beraber giysilerini
çıkarma, temizlik alışkanlığı, gibi konularda yardıma ihtiyaç duyacaklardır.
Bunun için özel eğitimde fırsat eğitimi denen her yerde ve her ortamda eğitim
verme kuralı tuvalet eğitiminde de işler hale getirebilir.
Kendini Gerçekleştirme :
· Akademik etkinliklerde yavaş olabilirler ancak yinede kendi yeteneklerini ve
yetersizliklerini anlayabilecek düzeye gelebilirler.
· İlköğretim okullarında, normal yaşıtlarıyla aynı sınıflarda kaynaştırma
programına alınabilirler.
· İlköğretim okullarının bünyesinde açılan benzer özellikteki çocuklardan oluşan
özel eğitim sınıflarına yerleştirilebilirler.
· Bu iki uygulamaya destekleyici olarak özel eğitim merkezlerinin eğitim ve
öğretiminden yararlanabilirler.
· Engel durumu bebeklik döneminde farkına varıldığı takdirde, zihin, dil ve
sosyal gelişimde kritik bir öneme sahip olan 0-3 yaş arasında bol uyarıcı, ilgi
ve sosyal etkileşimle ilerleme kaydedilmesi mümkündür.
· Bu çocuklara, normal çocuklara uygulanan eğitim programının hafifletilmiş ve
işleniş süresi daha kısaltılmış özel eğitim programları uygulanmalıdır.
Eğitilebilir zeka engeli olan çocukların bilişsel gelişim alanları dikkate
alınarak özel eğitim uzmanı, çocuk gelişim uzmanı ve sınıf öğretmeni tarafından
sınıf ve bireysel eğitim programları hazırlanmalı, bu program uygulanırken
uzmanlarla iş birliği halinde olunmalı, her zaman bireysel çalışmalara yer
vermelidir. Çünkü bu çocuklar akademik becerileri grup eğitiminden ziyade
bireysel eğitim yolu ile daha çabuk kazanmaktadırlar. Konulara ve ünitelere
uygun eğitim materyalleri, drama materyalleri, atölye materyalleri hazırlanmalı,
bu hazırlık sırasında somut kavramlardan yararlanmalıdır. Ayrıca sınıf
öğretmenlerinin sınıftaki çocukları çok iyi tanıması, pratik ve uygun çözüm
yollarını üretebilmesi gerekmektedir.
· İlköğretim ders programında önemli olan bu çocukların dil gelişimlerini
yaşıtları düzeyine ulaştırabilmektir. Bu nedenle özel eğitim uzmanları, çocuk
gelişim uzmanları ve konuşma uzmanlarının çocuğa özel, dil ve konuşma beceri
gelişim programlarını ders programlarına yaymaları ve sınıf öğretmeni tarafından
da bu programların sınıf içinde uygulanması gerekmektedir.
· Eğer çocuğun tanısı konmuş bir dil ve konuşma bozukluğu varsa uzmanlar
tarafından bu çocuklara bire bir özel eğitim vermeli, sınıf içinde ders
öğretmeni çocuğu takip etmelidir.
· Bu çocukların yaşıtlarından çok büyük farkları olmasa da büyük ve küçük kas
gelişimlerini artırıcı egzersizlerin okul ortamında (Fizik Tedavi Uzmanı, Çocuk
Gelişimi Uzmanı, Özel Eğitim Uzmanı yardımı ile) gerçekleştirilmesi
gerekmektedir. Bu destek sayesinde çocuklar el ve ayak kaslarını ders ve serbest
zaman etkinliklerinde nasıl kullanabileceklerini bilir ve bu konuda
zorlanmazlar.
Sosyal Beceriler :
·Toplum içinde nasıl davranmaları gerektiğini öğrenebilirler.
· Nezaket ve görgü kurallarına uymada zorluk çekerler. Çoğu sosyal yaşantılardan
yoksun olan bu çocuklar için kuralları basitleştirmek ve onları sosyal
deneyimlere sokmak gelişimlerini hızlandırabilir.
· Bu çocukların sosyal bir varlık olarak gelişmesi için daha sık ve daha çeşitli
yaşantılar geçirmeleri gerekir (örn: her konu ile ilgili geziler düzenlenmeli
,sinema ve tiyatroya gidilmeli, yaşıtları ile işlevsel kaynaştırma almaları v.b)
Bu çocukların sosyal yaşantılarını sınırlamak değil artırmak, eğitsel faaliyet
çalışmalarına önem vermek gerekir. Bu nedenle sosyal gelişimlerinin ve kişilik
gelişimlerini artırıcı eğitim programlarına yer verilmesi ve uygulanması
gerekmektedir.
·Akademik becerilerin yanı sıra, telefon kullanma, bir formu doldurma,
alışverişte para hesabının yapılması gibi yaşama ait becerilerin
geliştirilmesine önem verilmelidir.
Ekonomik Bağımsızlık:
·Bir işin gerektirdiği becerileri öğrenebilirler ve iyi çalışma alışkanlıkları
kazanabilirler. Bir işte çalışmaları kişisel yeterliliklerini sağlamak için
gereklidir. Bu nedenle iş eğitimi programları ilköğretimden sonra dikkate
alınmalı, ailenin, eğitimcinin ve gencin ortak kararıyla bir iş eğitimi programı
ve iş tercihi yapılmalıdır.
Zekanın Ölçülmesi
Bu makalede, son yirmi yıldır yayınlanan çok
sayıda zeka testini,
a) psikometrik-yetenek testleri,
b) nöropsikolojik testler ve
c) dinamik testler şeklinde sınıflandıracak ve bunların eğitim ortamına
uygulamalarını ele alacağız.
80'li yılların ortalarından bu yana, yeni ya da yeniden yapılandırılmış en az
yarım düzine bireysel olarak uygulanan zeka testi yayınlandı; bu durum pek
yavaşlayacak gibi de görünmüyor. Bu etkinlikler gereklidir, ancak zekanın
ölçülmesinde ilerleme açısından yeterli değildir; bu konudaki ilerleme,
teknolojideki gelişme hızının çok gerisinde kalmaktadır. Son zamanlardaki
eleştiriler, değerlendirilen yetenek alanının çok dar olduğu yönündedir
(Gardner, 1993; Greenspan ve Driscoll, 1997; Sternberg, 1997) ve buna göre, yeni
geliştirilen araçlar, öyle göründüğü gibi, büyük ilerlemeleri de
göstermemektedir. Yeni geliştirilen testler, içkisisel zeka, yaratıcılık, pratik
zeka gibi zekanın çeşitli yönlerini değerlendirmemelerine rağmen; ölçülecek
yetenek ranjını, işitsel ve görsel işleme, bilgi işleme hızı, anlık bellek,
planlama, dikkat ve öğrenme gibi boyutlara taşımışlardır. Zeka testleri,
özellikle klinik ve eğitim ortamlarında tanı koyma, yordama ve doğru bir tedavi
(ya da eğitim) uygulamak için kişinin güçlü ve zayıf yanlarını belirlemede
önemli araçlardır. Testlerin geliştirilme çabaları ise bu amaçlara daha iyi
hizmet edecek bilgiyi sağlamaya yöneliktir ve bu bakımdan da önemli eksiklikler
bulunmaktadır.
Ölçme Araçlarının Şimdiki Durumu
1. Psikometrik-yetenek testleri:
Psikometrik-yetenekler, yaygın olarak faktör analiziyle tanımlanmış bilişsel
yetenekleri ifade eder. Sözel ve uzamsal yetenekler, tümevarımsal muhakeme ve
bellek bunun örnekleridir. Bu kategorideki zeka bataryaları, faktör analizi
sonuçlarına dayanarak belirlenen yeteneklerin yapısı modeline uygun yorumlar
sağlarlar. 1990'lardaki tüm psikometrik-yetenek bataryası geliştiricileri çok
faktörcüdür. Vurgu, yine genel zekaya (g) olmakla birlikte, WISC-III (Wechsler,
1991), sözel kavrama, algısal organizasyon, işleme hızı ve çeldirilemezlik
şeklinde 4 faktör puanı önermektedir. WAIS-III ise, kapsamına akıcı zekayı
(yani, yeni sorunları değerlendirebilme) da eklemiştir. Stanford-Binet Zeka
ölçeğinin 4. versiyonu (Thordike, Hagen ve Sattler, 1986), kristalize zeka
(yani, sözel ve sayısal muhakeme), soyut-görsel muhakeme ve kısa süreli belleği
ölçer hale getirilmiştir. İki yeni bataryadan Kaufman Gençlik ve Yetişkinlik
Zeka Testi (Kaufman ve Kaufman, 1993), anlık ve orta süreli (intermediate-term)
belleği de ölçen akıcı ve kristalize zekaya odaklaşmakta, Woodcock-Johnson
Bilişsel Yetenek Testleri-R (Woodcock ve Johnson, 1989) yedi yetenek boyutunu
ölçen çoklu faktör modeline dayanmaktadır. Son olarak, Ayrımlaşmış Yetenek
Ölçekleri (Differential Ability Scales: Elliott, 1990) ise, altı ayrı yetenek
boyutu üzerine inşa edilmiştir. Ancak şu var ki, çok faktörlü zeka modeli, genel
bir "g" kavramının reddi anlamına gelmemelidir. Yukarıda sözü edilen zeka
bataryalarının tümü, genel faktörü temsil eden bir puan üretirler.
Woodcock-Johnson Bilişsel Yetenek Testleri dışında tümünde, modelin altında
yatan böyle bir puan vardır. Ayrıca, hala çoğu temel ve uygulamalı psikolojik
araştırma "g" yapısını kullanmaya devam etmektedir. Genel zekaya karşı çoklu
yetenekler tartışmasında, her birinin kendi açıklayıcı gücünün olduğu, yüksek
derecede bir genel faktör içindeki hiyerarşik yetenekler modeli geniş kabul
görmektedir. Ancak bu yeteneklerin eğitim ve meslek uygulamalarındaki
ilişkilerine dair araştırmalara gereksinim olduğu da açıktır. Bu araçların
ikinci büyük sorunu, yapı geçerliği ve onların kaynaklandığı puanların
çapraz-test eşdeğerliğidir; hala, aynı yapıyı ölçmeyi amaçlayan farklı testlerin
puanları, bazen bir diğerine pek de yakın olamamaktadır
.
2. Nöropsikolojik-işleme modellerine dayanan testler:
Luria'nın (1973, 1980) fonksiyonel süreçler modeline dayanan testler (Kaufman
Çocuklar için Değerlendirme Bataryası (K-ABC; Kaufman ve Kaufman, 1983) ile
Das-Naglieri Bilişsel Değerlendirme Sistemi (CAS; Naglieri ve Das, 1997)),
psikometrik-yetenek geleneğinden türetilen testlerden; genel çerçeve, geliştirme
ve yorum açısından önemli derecede farklıdırlar. Luria'nin beynin fonksiyonel
organizasyonu betimlemesi çok değişikliğe uğramasına rağmen, hala etkilidir. Bu
model, her biri beynin bir alanıyla ilişkili üç fonksiyonel düzey önerir: Genel
uyarılmışlık ve dikkat en alt düzeyde; sonraki düzey "bilgileme" (information),
planlama ve kurgulama üst düzey fonksiyonları eşzamanlı ve ardışık olarak
işleme. Das ve arkadaşları (1994), planlama, dikkat, eşzaman ve ardışıklığı PASS
modeli olarak tanımlamıştır. Bu modelde bilgilemenin rolü, süreçlere bir temel
ya da aracı olarak hizmet etmektir. K-ABC, iki kodlama sürecini (eşzamanlık ve
ardışıklık); CAS ise, bunlara ek olarak dikkat ve planlama alt testlerini
içermektedir. Faktör analitik çalışmalar, K-ABC Ardışık İşleme alt ölçeğinin
temel olarak kısa süreli bellek yeteneği ile dil işlemeye; Eşzamanlık ölçeğinin
ise, görsel işlemeye karşılık geldiğini göstermiştir. Ancak Das ve arkadaşlarına
(1994) göre, ardışık işlemeyi bellek dışı görevlerle ve eşzamanlı işlemeyi de
görsel olmayan görevlerle de ölçmek mümkün olsa gerektir. Kuramsal olarak PASS
ve psikometrik sistemlerin yapısı çakışmakla birlikte, bunlar birbirlerinden
bağımsızdırlar. CAS yazarları ise yetenekleri, ağırlıkla, bilgi ve becerinin
etkilediği ve güçlü bir şekilde görevin kapsamıyla sınırlı kapasiteler olarak
tanımlamışlardır. Onlara göre, eşzamanlı ve ardışık işleme tek başlarına yetenek
değil, daha çok yetenek kategorileridirler. Ayrıca, PASS ölçüleri, bireyin
nöropsikolojik durumunu ya da beyin bütünlüğünün göstergeleri değildir (1994).
Nöropsikolojik araçların sağlamlığı ve yorumu için söz konusu süreç/işleyiş
ölçülerinin psikolojik doğasını açıkça tanımlamak gerekmektedir. Aynı şekilde,
psikometrik yönelimli zeka testleri gibi, nöropsikolojik testler için de
yapıları (construct) açıklayan araştırmalar uygun olacaktır. Henüz bu tür
testlerin epey sorunu var görünmektedir.
3. Dinamik değerlendirme:
Dinamik değerlendirme, bazı temel sayıltıları ortak olan farklı yaklaşımları
ifade eder. Bunlardan biri, "statik" ölçmenin (yani, hiç ya da çok az eğitim
içeren ölçme) geçerliğinin, gerekli olan düşünme türlerinden olumsuz olarak
etkilenmesidir. Diğeri, doğrudan doğruya öğrenmeyi değerlendiren bir ölçünün,
öğrenmede başarının iyi bir yordayıcısı olması gerektiği ve özellikle eğitim
planlamasında kullanışlı olması gerektiğidir. Dinamik değerlendirme işlemleri
birkaç tür bilgi sağlamayı amaçlar:
a) statik testler tarafından ölçülen yeteneklerin en geçerli ölçüleri;
b) farklı yetenek ölçüleri, özellikle de öğrenme yeteneği ya da
çekipçevirebilirlik (modifiability);
c) bireyin kullandığı ya da kullanmada başarısız olduğu bilişsel süreçleri
anlama ve
d) birey için en etkili olan eğitim yöntemlerine ilişkin ipuçları (Campion ve
Brown, 1987; Embretson, 1987; Haywood, Brown ve Wingenfeld, 1990). Bazı dinamik
sistemler de, yukarıdakilere ek olarak, bireyin bilişsel işleyişinde süregelen
kazançları ortaya çıkarmayı amaçlar. Dinamik değerlendirme yaklaşımı,
nöropsikolojik yaklaşımın tersine, yeteneklerin yapısıyla daha az; zeki
davranışın, yani öğrenme yeteneğinin farklı yönüyle daha çok ilgilenir. Vurgu,
daha çok, söz konusu süreçlerin/işleyişlerin öğretilebilirliği üzerinedir.
Dinamik değerlendirme teknikleri, kullandıkları uygulama işlemlerine göre iki
gruba ayrılabilir: Bunlardan biri, bireyin zayıf bilişsel süreçlerini ortaya
çıkarmak, etkili müdahale (intervention) yöntemlerini belirlemek ve bireyin
bilişsel süreçlerini geliştirmek için ölçmeci tarafından standart olmayan klinik
müdahaledir. Bunun en güzel örneği, hem bir araç hem de tedavi yöntemi olan,
Öğrenme Potansiyeli Değerlendirme Aracı?dır (Feuerstein, Rand ve Hoffman, 1979).
Bu işlemlerle elde edilen eğitim sonrası puan, başlangıç puanından daha geçerli
olmasına rağmen, müdahalenin standart olmaması, puanların yorumlanmasını
güçleştirir. Gerçekte, dinamik değerlendirmenin klinik biçimleri, puanların
psikometrik özelliklerine pek önem vermez; bu nedenle, aynı değerlendirmede
gözlenen farklara tutarlı biçimde ulaşmak güçtür. Diğer grup, müdahale sonrası
gelişim miktarı ile objektif ve standart ölçülere dayanır. Bu gruba örnek, yeni
Swanson Bilissel Isleme Testi'dir (Swanson, 1996). Bu ölçek; müdahaleyle
geliştirilen miktar, eğitim öncesi-sırası ve sonrasında çalışma belleği
performansına ilişkin puanlar verir.
Ölçmedeki Yeniliklerin Eğitimdeki Sonuçları
Bireysel zekayı ölçmenin eğitimdeki uygulamaları;
a) öğrencileri bilişsel güçlülükleri ve zayıflıklarına göre sınıflamaya katkıda
bulunma (genellikle, başarı düzeyleri gibi diğer bilgilerle birlikte),
b) eğitimle ilgili sorunları saptama,
c) öğretme yöntemlerini seçme ve
d) bilişsel yetersizlikleri iyileştirme çabalarına rehberlik (özel eğitim gibi)
etmeyi içerir. Psikometrik yönelimli bataryalar, oturmuş yeteneklere ilişkin
güvenilir bilgi vermelerine rağmen, araştırmalar, genelde belirli akademik
alanlardaki başarıyı yordamada tek-puan elde edilen testlerin çok da iyi
olmadığını göstermektedir(Jensen, 1992). Ancak, psikometrik-yetenek testlerinin
bireyler hakkında yordama olmasa da tanı açısından epeyce bilgi verdiği de
bilinen bir gerçektir (Keith, 1994).
Eğitim ile yetenekler arasında karşılıklılığa ilişkin bazı öneriler bulunmakla
birlikte, akıcı ve kristalize zeka (Gf-Gc) modelinin eğitimde programlamaya
uygulanmasına ilişkin önemli bir ilerleme sağlanamamıştır. Bazı istisnalar
dışında, çok ayrımlaştırılmış yetenekler görüşünün bireysel eğitim için pek
kullanışlı bulunmadığı da belirtilmektedir (Brody, 1985). Psikometrik-yetenek
görüşüne sahip olanların tersine, nöropsikolojik görüşü savunanlar, araçlarının;
tedaviye rehberlik etme, bireysel eğitim ile tanı ve sınıflamayı geliştirmede
çok değerli olduğunu vurgulamaktadırlar. CAS yazarlarına göre, bilişsel
süreçlere odaklaşma, kişisel değişmelere duyarlılık açısından artan bir
potansiyel oluşturmakta ve daha etkili tanı konmasına yardımcı olmaktadır. Bu
kuramsal spekülasyonlara ilişkin görgül çalışmalar ise, birbiriyle tutarlı
olmayan sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Tutarlı sonuçlara ulaşmak için daha epey
yol alınması gerektiği açıktır.
Dinamik değerlendirmenin eğitimle, diğer yaklaşımlara göre, daha güçlü bir
ilişkisi vardır. çünkü bu yaklaşım, bir değişken olarak öğrenme üzerine
odaklaşır ve bazı türlerinde, çok daha fazla öğretme-geliştirme işlemine
sahiptir. Yine bu yaklaşım, müdahaleyi takip eden test performansını
başlangıçtaki performanstan daha geçerli bir yetenek göstergesi olarak ele
aldığından, daha iyi bir sınıflama yapabileceğini öne sürmektedir. Dinamik
değerlendirme yaklaşımının ağırlıkla klinik versiyonları, çocukların problem
çözme davranışlarını gözleyerek bilişsel yetersizliklerine tanı koymaya önem
verir; diğerleri ise, daha çok bu yetersizlikleri ortadan kaldırmaya odaklaşır.
Dinamik değerlendirme yaklaşımının özellikle eğitimde çok daha etkili olacağı
öne sürülebilir.
Son Gelişmelerin Gelecekteki Olası Etkileri
Zekayı ölçmenin gelişimi, kuramsal, temel ve uygulamalı araştırmalarla
biçimlendirilecektir. Çok zor olmasına rağmen, zekanın ölçülmesine ilişkin
radikal değişiklikler önemli bir potansiyele sahip olarak görünmektedir.
Sternberg'in (1985) Üç-Aşamali Zeka Kuramı?na ilişkin deneysel ölçümleri;
Detterman ve ark., (1992) Bilgi İşleme Görevleri Test Bataryası bunların
örnekleridir. Gardner'in (1993) Çoklu Zekalar Kuramı (Gardner, becerilerin ve
gerçek dünyadaki tercihlerin gözlenmesine odaklaşmasına rağmen), objektif ölçme
araçları için bir temel olabilir. Greenspan ve Driscoll'un (1997) "kişisel
yeterlik" modeli, zihinsel yeterlik alanına sosyal ve pratik zekaları
katmaktadır. Ceci (1990) ve Keating (1990), bireyin o anki performansını
etkileyen faktörler olarak "bağlam" ve "yaşantısal ardalanı" (experiential
background) vurgulamaktadır. Psikometrik-yeteneklerin yapısına ilişkin model
çalışmalarında ileri aşamalar olarak birbirine çok benzer olan Carroll'un (1993)
"üç-tabakalı modeli" (three-stratum model) ve Horn-Cattell Gf-Gc modeli (Horn,
1994) göze çarpmaktadır. Her ikisi de akıcı ve kristalize zeka, kısa süreli
bellek, geri getirmede esneklik, görsel ve işitsel bilgi işleme, işlem hızı ve
doğru karar verme hızını içeren sekiz yetenek tanımlamaktadır. İki model
arasındaki temel fark, sadece, üç-tabakalı modelin "g" yi temsil eden bir üst
düzeyi içermesidir. Carroll, modelini, yüzlerce bağımsız araştırmacının faktör
analizi sonuçlarını biraraya getirerek oluşturmuştur; bu da, yapı geçerliği için
çok değerli bir gelişmedir. Bu yazı boyunca sözü edilen tüm kategoriler için
yapı geçerlemesinin ne kadar gerekli olduğu açıktır. Bunun için "çapraz testler
değerlendirmesi" (cross-battery assessment) önemli görünmektedir (Flanagan ve
McGrew, 1997): Testlerin alt testlerinin birbiriyle ilişkisi gibi.
Diğer önemli gelişme, yapısal eşitleme modelinin çözümleme tekniğidir ki,
bununla, farklı araçlardan elde edilen puanların eşdeğer olup olmadığı (test
puanlarının altında yatan yetenekler arasındaki ilişkileri anlamak, kuramsal
modelleri karşılaştırmak) ve farklı alt evrenlerde aynı modelin geçerli olup
olmadığı belirlenebilir. Bu konuda Keith'in (1997) çalışmaları dikkat çekicidir.
Önemli bir gelişme de Embretson'un (1992) dinamik değerlendirme bağlamında,
"çekip çevirme yeteneği" (modifiability) üzerine yaptığı deneysel çalışmadır; ki
bu çalışmayla, geleneksel görüşün tersine, eğitim sonrası gelişmenin başarının
iyi bir yordayıcısı olduğu gösterilmiştir.
Sonuç olarak, zekanın ölçülmesi girişimleri kristalize zekadan akıcı zekaya
yönelmiştir. Şimdiki durum, eski ölçme araçları üzerine olan güveni sarsmış
görünmektedir. Çoklu yetenekler görüşünün popüler olmasının nedeni bakış açımıza
esneklik getirdiğindendir. Özellikle klinik, iş ve eğitim ortamlarında pratik
yararlar ön plana çıkmıştır.
Kaynak: Daniel, M. H. (1997). Intelligence testing: Status and trends. American
Psychologist, 52(10), 1038-1045.
Sevgi, Stres
, Okul Başarısı, Özgüven
Sevginizi artırmanın 55 yolu
1- onu sevdiğinizi ve ona değer verdiğinizi sık
sık belli edin
2- ona ara sıra özel bir hediye verin
3- bir arkadaşa ihtiyacı olduğunda mutlaka onun
yanında bulunun
4- ona her zaman için vakit ayırın
5- sık sık onunla yürüyüşe çıkıp konuşun
6- birlikte yemek yemek için dışarı çıkın
7- özel günlerinde kesinlikle hatırlayın
8- konuşurken tamamen onu dinleyin
9- konuşurken tamamen samimi konuşun
10- ona kesinlikle yalan söylemeyin
11- konuşurken kesinlikle gözüne bakın
12- onun iyi özelliklerini keşfetmeye çalışın
13- onun üzüntülerini ve dertlerini dinleyin
14- onun size tamamen güvenmesini sağlayın
15- boş zamanlarınızı ona ayırmaya çalışın
16- onun için fedakarlıkta bulunmaktan kaçınmayın
17- onun arkadaşları ile tanışın
18- tatil için birlikte program yapın
19- uzun süre ayrı kalmayın
20- onu anladığınızı hissettirin
21- onun sevmediği şeyleri öğrenin
22- onu değiştirmek yerine önce kendinizi
değiştirmeyi düşünün
23- onun hoşuna giden şeylerin bir listesini yapın
24- yarınlar için birlikte plan yapın
25- hayal ve düşüncelerinizi onunla paylaşın
26- ona kızdığınızda onunla hemen konuşmaya
çalışın
27- yaptıkları hakkında tahminde bulunmak yerine
onunla iletişim kurun
28- onun kaygılarını anlamaya çalışın
29- onunla bir çok ortak yönünüz olduğunu düşünün
30- iyi yönlerini sık sık aklınıza getirin
31- onu her zaman için kontrol etmeye çalışmayın
32- kendini ifade etmesine sık sık izin verin
33- onun hayatındaki zorlukları sık sık hatırlayın
34- başarılarını takdir edin
35- yanında olduğunuzu hissettirin
36- duygularına öncelik tanıyın
37- onu olduğu gibi kabul etmeye çalışın
38- eleştirmeyin ona kötü şey söylemeyin
39- onun için özel olan nedir ? Onu bulun
40- onun sevdiği şarkıları öğrenin ve birlikte
dinleyin
41- ona bir kitap alın ve onun için imzalayın
42- ona iltifat etmeyi unutmayın
43- hata yaptığınızda ondan gecikmeden özür
dileyin
44- iyiliği karşısında teşekkür etmeyi unutmayın
45- hatalarını büyütmeyin ve ona karşı hata
yapmamaya çalışın
46- onun hakkında iyimser olun , iyi
düşüncelerinizi pekiştirin
47- onun hakkındaki iyi düşüncelerinizi diğer
insanlara söyleyin
48- gücendiğinizde ondan kaçmaya çalışmayın
49- onun yerine sık sık kendinizi koyun
50- endişelerinizi rahatça söyleyin
51- ona biraz daha zaman tanıyın
52- onun için yaptıklarınıza bir yenisini ekleyin
53- herşey bittiğinde ona bir şans daha tanıyın
54- hayatınızın her aşamasında onu da düşünün
55- kişiliğine önem verin , duygularını anlamaya
çalışın
Stresinizi azaltmanın yolları
1-kendinize dinlenmek için biraz vakit ayırın
2- dışarı çıkıp temiz havada biraz yürüyün
3- sevdiğiniz bir arkadaşınız ile sohbet edin
4- sevdiğiniz bir müziği dinleyin
5- hayatınızda iyi giden şeyleri gözünüzün önüne
getirin
6- sizi seven insanların varlığını düşünün
7- hayatta yapılacak çok güzel şeyler olduğunu
düşünün
8- sizi anlayacak birilerinin mutlaka olduğunu
aklınıza getirin
9- fiziksel aktivitede bulunarak kaslarınızı
gevşetin
10- gerekli miktarda uyumayı ihmal etmeyin
11- işinizdeki konuları asla eve taşımayın
12- yapamayacağınız şeyler için söz vermeyin
13- yorulduğunuzu hissettiğinizde dinlenmek için
bir ara verin
14- yemek yeme düzeninizi aksatmayın
15- bir parkta veya yeşil alanda yürüyüşe çıkın
16- ara sıra güzel bir film izleyin veya tiyatroya
gidin
17- iş hayatınızda hiç bir şeyin sizin
sağlığınızdan daha önemli olmadığını düşünün
18- eve geldiğinizde bir duş alıp rahatlayın
19- bir arkadaşınız ile oturup bir fincan kahve
için
20- zor anlarda panik yapmadan herşeyin yolunda
gideceğini düşünün
21- bir koltuğa oturup derin bir nefes alın ve
sakinleşmeye çalışın
22- aşırı miktarda çay kahve içmekten kaçının
23- sıkıntılarınızı başkaları ile paylaşmayı
unutmayın
24- hafta sonu balık tutmaya veya yüzmeye gidin
25- sabahları erkenden yürüyüşe çıkın
26- bir kişi hakkında karar verirken iyi yönlerini
düşünün
27- güler yüzlü davranmayı unutmayın
28- insanlar ile ilişkilerinizi sağlamlaştırın
29- insanlar ile anlaşmazlıklarda muhakkak bir
çözüm yolu olduğunu unutmayın
30- insanlar ile bozulan ilişkilerinizi zaman
geçmeden düzeltmeye çalışın.
31- karamsarlık yerine olaylara olumlu bakmayı
öğrenin ve bazı şeyleri zamana bırakın
32-kendinize ve başkalarına karşı suçlayıcı ve
yargılayıcı olmayın
33-evinizde veya işyerinizde çiçek yetiştirin ve
onların bakımını yapın.
34-hobilerinizi artırın , boş kalmadan bir
şeylerle uğraşın
35-hayatın günlük akışında sizi rahatlatacak bir
şeyler okumayı unutmayın
36-işler yoğunlaştığında bir koltuğa oturup,
kaslarınızı gevşetip , gözlerinizi kapatarak kendinizi güzel bir yerde hayal
edin
37-yapamadıklarınız konusunda endişelenmek yerine
onları yapmak için sıraya koyun
38-güzel şeyleri insanlarla paylaşın
39-sinirlenmenin ve telaşlanmanın hiçbir şeyi
halletmeyeceğini unutmayın
40-gerektiğinde başkalarından yardım almayı
unutmayın
Okul başarısı için
1- sorumluluk duygusunu artırmaya çalışın
2- yaşına uygun yapabileceği görevler verin
3- başarılı olmuş kişileri ona sevdirin ve örnek
gösterin
4- kendine güvenmesini sağlayın
5- okul arkadaşları ile iyi ilişkiler kurmasını
sağlayın
6- ondan yapamayacağı şeyleri istemeyin
7- ona yaşından ve olduğundan daha küçükmüş gibi
davranmayın
8- onun ile birlikte vakit geçirin , kendini ifade
etmesini sağlayın
9- uygun olmayan arkadaşlarını onunla konuşun
10- madde kullanımından uzak kalmasını sağlayın
11- ders için yeterli vakit ayırmasında ona
yardımcı olun
12- onun okul başarılarını uygun bir şekilde
ödüllendirin
13- ona her zaman cesaret verin , destekleyin
14- başarısızlıkları için konuşun , onu başarıya
motive edin
15- öğretmeni ile onun hakkında sık sık iletişime
girin
16- öğretmeninin onun hakkındaki önerilerini
dikkate alın
17- hayatta düzenli ve programlı olmasına yardımcı
olun
18- onun stres faktörlerini hesaba katın ,
psikolojik durumuna dikkat edin
19- aile içi huzuru ve sevgi ortamını onun için
hazırlayın
20- anne ve baba birlikte dersleri konusunda
destek olun
21- ders çalışma harici zamanlarda dinlenmesini
sağlayın
22- onu okumaya teşvik edin, okuma alışkanlığı
kazanmasına yardımcı olun
23- ona uygun dikkatini dağıtmayacak bir ders
çalışma ortamı hazırlayın
24- dikkatini devam ettirme konusunda eksikliği
olup olmadığını kontrol edin
25- onun kapasitesinden daha fazla beklentilere
girmeyin
26- okulu sıradan bahanelerle aksatmasına izin
vermeyin , bu durumu denetleyin
27- derslerine engel olabilecek isteklerini uygun
bir şekilde sınırlayın
28- onu ders ve sınavlar konusunda paniğe sevk
etmeyin
29- her gün düzenli ders çalışmasını sağlayın
30- düzenli öğünler ,gıda alımı ve çeşitliliğini
sağlamaya çalışın
31- onun kabiliyetlerini yönlendirin ve
gelişmesini sağlayın
31- onunla mümkün olduğu kadar nitelikli zaman
geçirin
32- uyku düzeninin bozulmamasını sağlayın
33- hafta sonları ve yaz tatillerinde yeterince
dinlenmesini sağlayın
34- okulda yolunda gitmeyen şeylere karşı uyanık
olun
35- yaşıtları ve başkaları ile onu kıyaslamayın
36- onun ile okul ve dersler hakkında belli
aralarda durum değerlendirmesi yapın
37- onu arkadaşları ile rekabete sürüklemeyin
38- çok aşırı ders çalışmasını sınırlayın
39- onun hobilerini artırın , ders dışında
hobileri ile ilgilenmesini sağlayın
40- onun her zaman için yanında olduğunuzu devamlı
hissettirin
41- küçük problemler büyümeden zamanında müdahale
edin
42- ders çalışırken belli aralarla dinlenmesini
sağlayın
43- defter ve kitaplarını düzenli ve temiz
kullanmasını sağlayın
44- kapasitesinin altında uyarı düzeyi düşük bir
sınıfta ise okul ile durumunu görüşün
45- bazı derslerde birlikte çalışarak ona destek
olun
46- çocuğunuzun görme ve işitme problemi olup
olmadığını değerlendirin
47- beklenenin çok altında başarı durumunda özel
öğrenme güçlüğüne dikkat edin
48- sportif faaliyetler ile ders dışı dinlenmesini
sağlayın
49- okul içi sosyal etkinliklerde onu
cesaretlendirin
50- aileyi etkileyen stres etkenlerinin okul
başarısını düşüreceğini unutmayın
51- anne ve babanın yalnız birinin okul konusunda
desteğinin tam olarak yeterli gelmeyeceğini , her iki ebeveynin birlikte gereken
önemi vermesi gerektiğini unutmayın
52- onun zihinsel yeteneğinin ezber ve taklite
göre değil , mantık ve üretkenliğe dayalı olması konusunda yönlendirin
Çocuğunuzun özgüvenini artırmak için yapılacakla
1- ona sık sık söz hakkı verin
2- kendini ve duygularını ''ne düşünüyorsun ,
nasıl hissediyorsun'' gibi sözlerle anlamaya çalışın
3- o konuşurken onun yüzüne bakın ve ciddiye
alındığını hissettirin
4- onun fikirlerine değer verdiğinizi hissettirin
5- onun olumlu davranışlarını kesinlikle takdir
edin
6- yaşına uygun görevler verin
7- verilen görevlerden sonra başarısını takdir
edin
8- onun için zaman ayırın
9- onun ile değişik konularda sohbet etme ortamı
oluşturun
10- onun korku ve endişelerine saygı duyun
11- aşırı eleştirici olmaktan ve yargılayıcı
davranmaktan kaçının
12- hatalı davranışlarını konuşarak uyarın ve ona
doğru olanı anlatın
13- başkaları yanında onu küçük düşürmeyin
14- onun başarısızlıklarını büyütmeyin
15- başkaları ile onu kıyaslamayın
16- kabiliyetlerini farkedin ve teşvik edin
17- onu sosyal ortamlarda bulunmaya
cesaretlendirin
18- topluluk içerisinde söz almasını teşvik edin
19- onu çocuk olarak görmeyip , varlığını
önemseyin
20- yaşına uygun oyun faaliyetlerini destekleyin
21- onu sık sık sevdiğinizi söyleyin
22- onun için önemli olan şeylere sizde önem verin
23- onun önemli günlerini unutmayın
24- aile için vazgeçilmez bir kişi olduğunun
altını çizin
25- onun yerine yapması gereken şeyleri siz
yapmayın
26- onun aile içi bağlarının kuvvetlenmesini
sağlayın
27- olayları hep olumsuz değerlendirmeyin
28- onun okul hayatına ve eğitimine önem verin
29- sadece onun için ayırdığınız zamanlar olsun
30- onunla beraber sosyal aktivitelerde bulunun
31- yanlış ve uygunsuz cezalandırmadan kaçının
32- ondan beklentileriniz çok aşırı olmasın
33- onun farklı ve gelişmekte olan kişilik yapısı
olduğunu unutmayın
34- onun için mutlu ve huzurlu bir aile ortamı
sağlayın
Dikkat
Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
Bireyin yaş ve gelişim düzeyine uygun olmayan
aşırı hareketlilik, istekleri engelleyememe ve dikkat sorunları ile kendini
gösteren psikiyatrik bir bozukluktur. Yapısal bir bozukluktur.
Üç şekilde görülmektedir:
1.Aşırı hareketlilik,
2.Dikkat eksikliği
3. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite
NEDENLERİ
- Genetik yatkınlık
- Beyindeki yapısal işlev bozuklukları
- Çevresel nedenler:Doğrudan neden olmazlar, yatkınlığı olan bireylerde riski
artırırlar.( gebelikte alkol sigara kullanımı, erken doğum, küçük yaşta
geçirilen ameliyat , kaza veya hastalıklar vb...)
BELİRTİLERİ
> Sınıfta yada oturması gereken durumda birkaç dakikadan fazla oturamazlar.
> Aşırı hareketlidirler
> Sonucunu düşünmeden kendilerini fiziksel olarak tehlikeye atarlar.
> İsteklerini ve dürtülerini engelleyemezler.engellenmeye dayanma güçleri
zayıftır.
> Her şeyi kurcalarlar, ev içinde koşarlar, mobilyalar üzerinde yürürler.
> Başkalarını yaptıkları işten alıkoyarlar.başkalarına karşı itme, çekiştirme
vurma gibi davranışlar görülür.
> Saygısız küfürlü konuşurlar. Yalan söyleme hırsızlık gibi davranışları
görülebilir.
> Sürekli konuşurlar.Soruları tamamlamadan cevaplama eğilimi gösterirler.
> Karşıdakini dinlememe, sık sık konuşulan konuyu değiştirmek isterler.
> Düzensiz oldukları için eşyalarını sık sık kaybederler.
> Ödevleri yapmakta çantalarını düzenlemekte güçlük çekerler.
> Arkadaşlık ilişkileri zayıftır.
> Yönergelere ve kurallara uymakta güçlük çekerler.
> Dinlerken akılları başka yerdedir. Kişinin yüzüne bakarlar ama dinlemiyor
görüntüsü verirler.
> Dikkatleri çok kısa sürelidir,çabuk dağılır.
> Okul başarıları genellikle düşüktür.
> Çalışmalarını plansız ve düzensiz yaparlar. Unutkandırlar.
> Devamlı dikkat ve emek isteyen işlerde çalışmak istemezler. Davranışlarının
sonuçlarını değerlendirmez
> Kendilerine güvenleri azdır.Duygusal yönden kararsızlıklar yaşayabilirler.
> Deprasyon görülebilir, çabuk heyecanlanır ve sinirlenirler. Ruh halleri
değişkendir
> Görsel algılamada ve işitsel algılamada problem görülebilir. Mesafeleri yanlış
tahmin edebilirler.
> Kemik gelişimleri geri olabilir.orta kulak iltihabı, alerji idrar kaçırma,
uyku bozukluğu görülebilir.
> Parmak ve el ile ilgili hareketlerde koordinasyon bozukluğu olabilir.
DOĞRULAR
> Tıbbı tedavi ile birlikte eğitsel tedavide görmelidir.
> Biyolojik temelli bir rahatsızlıktır. Bir disiplin sorunu olarak
algılanmamalıdır.
> Genetik ve biyolojik olmakla birlikte anne baba tutumları davranışlarını
denetleme becerilerini etkiler.
> Çocuklar büyüdüklerinde %30-65?lik kısmı belirtileri göstermeye devam
etmektedirler.
> Söz konusu öğrencilerin hepsinin özel eğitim görmesi gerekmez.
> Bu öğrencilerin %10-33?ü aynı zamanda öğrenme güçlüğüne sahiptir.
> Bu çocukların büyük çoğunluğu normal sınıflara eğitim görebilir.
> Bu çocukların her isteğinin yapılması dürtüsel davranışı pekiştirmekten başka
bir işe yaramaz.
> Tedavisinde kullanılan ilaçlar uygun biçimde kullanıldığında bağımlılığa yol
açmaz.
> Kullanılan ilaçlar zeka geriliği ve kısırlık yapmaz.
> Öğretmenin yeterli çabaları her zaman sorunla başa çıkmasını sağlayamazÖğrenme
güçlüğü, zihinsel öğrenme yetersizliği, elipsi nöbetleri, kafa travması sonucu
oluşan belirtiler, depresyon belirtileri, anksiyete bozuklukları belirtileri
DEHB ile karıştırılmamalıdır.
ÖNERİLER
> Kliniklere baş vurularak teşhisi konulmalıdır. Mümkünse zeka düzeyi
belirlenmelidir.
> Aile çocuğunun özelliklerini bilmeli ve kabul etmelidir.
> Aşırı disiplin ve aşırı hoşgörüden uzak durulmalıdır.
> Karşılıksız sevgi verilmelidir. Yaşadığı ortamın güvenli olması sağlanmalıdır.
> Düzenli yaşama, organize olma becerisi geliştirilmelidir.
> Çocuğun enerjisini boşaltabileceği ve doyum sağlayabileceği aktivitelere
yönlendirilmelidir.
> İlköğretim çocukları en fazla bir buçuk saat tv ve bilgisayar başında
kalmalılar.
> Düzenli ve yeterli beslenme sağlanmalı, ilaçlar yemekten sonra alınmalı.
> Düzenli uyku ve aynı uyku saatlerine dikkat edilmelidir.
> Disiplin uygulanırken fiziksel cezadan ve saldırganlıktan uzak durulmalıdır.
> Düzensizliği ve dikkatsizliği artıracağı için suçlayıcı bir tutum içinde
olmamak gerekir.
> Etkili iletişim becerilerini kullanmak gerekebilir.
> Çocuğun mümkün oluğu kadar DEHB hakkında bilgilendirilmesi gerekir.
> Dikkat çekecek yollarla talimat verilmesi gerekir.
> Çocuğun yaşına ve gelişimine uygun talimatlar kurallar konulmalı.
> Çocuğa karşı davranışlarda tutarlı olmak önemlidir.
> Bu çocuklar genellikle çok hata yaparlar. Ödül ve cezayı ölçülü ve yerinde
kullanmak gerekir.
> Çocuğun olumlu yönleri ön plana çıkarılmalı, özsaygı ve kendilerine güvenleri
geliştirilmelidir.
> Ödüllendirmek çok önemlidir. Olumlu davranıştan hemen sonra ödül gelmelidir.
> Kötü kullandıkları ve kaybettikleri eşyaları için yokluğuna ve sıkıntısına
katlanmasını sağlayın harçlıklarından almasını sağlayın vb.
> Derslerde ilgisi çeken konulara yoğunlaşmalı, ilgisi çekecek şekilde metotlara
baş vurmalıdır.
> Planlı ve dikkat süresine uygun ders çalışma metodu geliştirilmeli
> Çocuğun öğretmeni ile işbirliği yapılmalı, okulda uygulanan eğitim planı evde
desteklenmelidir.
> Derslerde görsel malzemeler daha fazla kullanılmalıdır.
> Özet çıkartmak, not almak gibi becerilerinin geliştirilmesi gerekir.
> Sevdiği bir arkadaşı ile oturması, bir grup içinde çalışmalarının sağlanması
faydalı olabilir.
> Tahtaya öğretmene yakın olabilir ama tecrit edilmemelidir.
> Bazı davranışlarına engel olurken katı tutumlar sergilenmemelidir.sık sık
uyarmak gerekebilir.
> Sınıfta DEHB ile ilgili açıklayıcı bilgiler vermek yararlı olabilir.
> Dikkat toplayıcı hareketlere sınıf içinde sık sık başvurmak gerekebilir.
> Söyleneni anlayana kadar tekrar söylenmeli, göz kontağı kurulmalı ve ses tonu
ayarlanmalıdır.
> Oyunlar kullanılarak öğretmek ilgilerini toplamalarını sağlayabilir.
> Probleme çözümler ve alternatifler üretmede öğrenciye yardım edilebilir.
> Hareketli davranışları azaltması için ince motor davranışlar görmezlikten
gelinebilir.
> Kontrolünü kaybetmeden önce duygu ve düşüncelerini sözelleştirmesi
öğretilebilir.
> Okulda spora yönelmesi sağlanabilir.
> Öğretmenlerin davranışları nedeni ile sıklıkla uyarılmaları davranışın
pekiştirilmesine sebep olabilir.
> Yaramazlığın, dikkat çekme, öç alma,güç mücadelesi ve yetersizlik olmak üzere
dört kaynağı olduğu unutulmamalı ve uygun müdahale biçimleri belirlenmelidir.
> Bu çocuklar bol bol övülüp cesaretlendirilmelidir. Sahte övgüler olmamalıdır.
> Mümkün olduğu kadar kendilerini başarılı hissedecekleri durumlar
yaratılmalıdır.
> Sık sık gelişmeler gözlemlenip denetlenmelidir. Sık ve çabuk geri bildirimler
verilmelidir.
> Bu durumunun avantajlı olabileceği, hareketli ve konuşkan işlerde başarılı
olabileceği hatırlatılmalıdır.
> Bağımsız çalışmalar yerine öğretmen tarafından yönlendirilerek yapılan
çalışmalarda daha başarılıdırlar.
> Çok ödev yerine az ama nitelikli ödevler verilmelidir. Ödevlerin küçük
parçalara ayrılarak verilmesi.
> Çalışmalarda verilen sürelerin yeterli olmasına özen gösterilmelidir.
> Çalışmalarında diğer çocuklarla kıyaslanmamaları gerekir.
> Öğrenmeyi ölçmek için alternatif değerlendirmeler kullanılmalıdır.
> Ödev defteri kullanmaları ve yapacağı etkinlikleri yazmaları yararlı olur.
> Ödevleri kontrol edilmeli baştan savma yaptığı işleri tekrar kontrol etmesi
sağlanmalıdır. Ceza olarak algılanmamak şartıyla mümkün olduğu kadar sorumluluk
verilmelidir.
Tırnak Yeme Alışkanlığı
Tırnak yeme alışkanlığı 3-4 yaşlarında görülmeye
başlar, bazı ergen ve yetişkinlerde de görülebilir. Genellikle içe dönük kişilik
özelliklerine sahip çocuklarda görülür.
NEDENLERİ
Yetersiz ilgi ve sevgi
Aşırı otoriter ve baskılı bir disiplin anlayışı,
Kardeş kıskançlığı, sevilen birinin kaybı vb.
Stres öğelerinin varlığı
Ailede tırnak yiyen bir modelin olması
Saldırganlık dürtülerinin dışa vurumu
Güvensizliğini, gerginliğini ve öfkesini giderme çabası
Sıkıntı veren bir durumla karşı karşıya kalmak ( ders çalışma, verilen görevi
yerine getirme vb.)
ÖNERİLER
Çocuklar anne babaları ile duygularını da paylaşabildiği,ifade edebildiği
öfkesini kızgınlıklarını ansıtabildiği bir iletişim kurabilmeli,
uygun ortamlar sağlanmalı,
engellenmişlik duygusu ile karşılaşmamalı.
Ailede otoriter ve hoş görüsüz bir tutumla yaklaşılmamalı.
Ev ortamında huzurlu bir ortamın sağlanması ve kendisini güvende hissetmesi
sağlanmalı.
Herkesin bu davranışı öne çıkartarak kaygıyı artırıcı davranışlardan
kaçınılmalı.
3-4 yaşına kadar bu davranış aile tarafından görmezlikten gelinmelidir.
Başkaları tarafından bu davranışının yadırgandığı uygun bir dille
anlatılmalıdır.
Parmağa acı biber sürme, eldiven takma gibi davranışlardan kaçınılmalıdır.
Anne babanın da kaygı düzeyini düşük tutması ve bunu çocuğa yansıtmaması
gerekir.
Tırnak yemeyi ortadan kaldırmaya yönelik yapılabilecekler:
Alışkanlığı tersine çevirme adımları içinde yapılacak çalışmalara çocukla
birlikte karar verilmeli.
1- Rahatsızlıkların gözden geçirilmesi : Bu niçin bir problem güçlükleri
nelerdir çocukla tespit edin
2- Davranışın ortaya çıktığı durumların tespit edilmesi: Ne zaman hareketin
tekrar edildiğini siz ve çocuğunuz iki çizelge ile tespit edin
3- Alternatif tepki : alışkanlığı durdurmak için çocukla birlikte takıntı
hareketi her tekrarladığında yapacağı bir hareket üzerinde anlaşın ( yumruk
sıkma , eşya tutma vb.)
4- Düzeltici ve önleyici tepki:alternatif tepkiyi öğrendikten sonra alışkanlığı
yarıda kesmek yada ortaya çıkışını engellemek için kullanmasını sağlayın.
5- Gevşeme tekniklerini kullanmasını sağlayın.
6- Çevresinden teşvik ve övgü şeklinde toplumsal destek sağlayınız.
7- Alışkanlığın görülme sıklığını takip edin.Daha kesin ve sağlıklı bir çözüm
için konunun uzmanına gitmek en doğru karar olacaktır.
Hırsızlık
İlköğretim çağına kadar sahiplik kavramının
oluşmaması nedeni ile izinsiz almamaları sorun teşkil etmez ama ilköğretime
başlamasına rağmen izinsiz alma davranışı görünüyorsa, bu davranışın bir sorun
haline gelme ihtimali dikkate alınmalıdır.
NEDENLERİ
* 5-7 yaşlarına kadar kazanmaları beklenen sahiplik kavramını kazanamamış olması
* Anne babanın çocuğun bir şeye sahip olmasına izin vermeyerek yada eşyalarını
izinsiz alarak mülkiyet fikrinin gelişmesini engellemeleri
* İzin alınmadan eşyalarının kurcalanması ya da yerlerinin değiştirilmesi.
* Yemek giysi ve benzeri temel ihtiyaçlarının iyi karşılanmaması.
* Güvensizlik ve sevgi yetersizliğinin yol açtığı ilgi ve dikkat çekme isteği.
* Akranlarına karşı kendini yetersiz hissetmesi, kendini ispatlama çabası.
* Yakın çevresinde bu davranışı örnek alabileceği kimselerin olması
* Yaparken duyduğu anlık heyecanı tekrar yaşama isteği.
* Birbirlerinin eşyalarına hayranlık duyma çalma davranışına neden olabilir.
* İstediği her şey alınan çocuklar sınır çekilmediği, istediği şeylerin azına
sahip olanlar da mahrumiyet yaşadıkları için çalma davranışına yönelebilirler.
* Başkalarını kızdırma, intikam alma, sinirlendirme gibi nedenlerle hırsızlıklar
görülebilir.
ÖNERİLER
* Çocuğa ödünç alıp verme ile başkalarına hissettirmeden alma arasındaki fark
öğretilmelidir.
* Toplumsal bir değer olarak sahip olma hakkına saygı duymasını öğretmek ahlaki
gelişimleri açısından önemlidir.
* Çocuğun mülkiyet hakkına saygı gösterilmelidir. Eşyaları izinsiz
alınmamalıdır. Başkasına verilmemelidir
* Evde kendine ait bir alanın( oda, yatak,çekmece vb.) olması yararlı olur.
* Çevresindeki kişiler başkalarının haklarına saygı göstererek çocuk için model
oluşturmalıdırlar.
* Bir şey istediğinde izin alması gerektiği sık sık hatırlatılmalıdır.
* Çocuklara 7-8 yaşlarından itibaren harçlık verilmelidir.
* İlk çalma davranışında soğuk kanlı bir tutum içinde olmalıdır.hem toleranslı
hem duyarlı davranmalıdır. İlk olayda cezalandırma davranışın sürüp gitmesine
sebep olabilir.
* Ceza verilecekse, cezanın suç ile uyumlu olması gerekir.. çaldığı eşyayı
harçlığı ile ödemesi gibi.
* Çocuk istenmeyen bir davranışta bulunduğu halde sevildiğini hissetmelidir.
* Hırsızlığı sanki üzerinde konuşulursa üzerlerine yapışıp kalacak bir etiket
gibi algılamamak gerekir. Hatalı bir davranış olduğu, bunu değiştirebileceği
bunun bir kişilik özelliği olmadığı konuşulmalı, üzerinde düşünmesi
sağlanmalıdır.
* Çocuk başkalarına teşhir edilmemelidir. Ciddi bir problem haline gelmişse bir
uzmana baş vurulmalıdır.
* Günümüzde özdeşim modelleri değişmektedir.dürüst olma hak ettiğini kazanma
değerlerinin yerini, ne yolla olursa olsun üstün olma değeri almaktadır.
* Aile ve öğretmenin çocukları yetiştirirken onlara temel insani değerleri
kazandırmalarının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Kardeş Kıskançlığı
Kıskançlık sevilen birinin başkası ile
paylaşılmasına katlanamamaktır.kıskançlığın doğuştan genlerimizle ilgisi olduğu
sanılmaktadır. İnsanı mutsuz eden bir duygudur. Her yaşta görülür ama çocukluk
döneminde daha yoğun olarak yaşanır. Kıskanan çocuk herkesin kendisinden daha
iyi olduğunu ve kendisinin herkesten daha az sevildiğini düşünmeye başlar. Bu
problem çok yoğun yaşandığı zaman yardım gerekli olabilir. Kıskançlık
duygusunun, öfke nefret, küçük düşme, kendine acıma, üzüntü, koku gibi
duyguların bileşiminden oluştuğu kabul edilmektedir.
NEDENLER
a- Sevilen kişinin bir başkası ile paylaşılıyor olmasından doğar. Kendi üzerinde
olan ilgi ve dikkatin kardeşine yönelmesi, kendisini terk edilmiş, desteksiz ve
güvensiz hissetmesine neden olur.
b- Kıskançlığın derecesi anne baba tutumundaki değişime, büyükle ebeveyn
arasındaki ilişkiye göre değişir.
c-Yaş farkı az olanlarda fazla olanlara göre kıskançlığın oranı daha fazladır.
d-Cinsiyete göre aile içinde olumsuz bir tutum varsa kıskançlığa sebep olabilir.
e- Aile dışındaki kişilerin tutumları sebep olabilir. Kıyaslamalarım rekabet
içine sokmak istemeleri.
BELİRTİLER
Çocuğun huysuzlaşması, anneden ayrılmak istememesi, içe kapanma, yemek yememe,
kendilerini sevip sevmediklerini sormaları, korktuklarını, kabus gördüklerini
söyleyerek ilgiyi kendi üzerlerine çekmek istemeleri, altını ıslatma, parmak
emme, aşırı sinirlilik, huzursuz görünme, öfkeli davranma, kendilerine ve
eşyalarına karşı saldırgan davranışlar sergileme, evden ayrılmayı reddetme, baş
ağrısı, mide bulantısı, huzursuzluk, isteksizlik, kardeşine vurma, oyuncağını
kırma, ondan nefret ettiğini söyleme, yada aşırı sevgi gösterilerinde bulunma.
ÖNERİLER
1. Kardeş doğmadan çocuğa anlayabileceği bir dille aileye yeni bir üye
katılacağı anlatılmalıdır. Psikolojik olarak yeni duruma hazırlamak
gerekmektedir.
2. ?Sakın endişelenme seni de kardeşin kadar seveceğiz? gibi sözler
söylenmemelidir.
3. Hamilelik dönemin aileden başkalarının yardımını almak yararlı olacaktır.
4. Çocuğa daha küçükken paylaşmasını öğretmek kardeşi geldiğinde de işleri
kolaylaştıracaktır.
5. Kardeşi geldiğinde ona olan sevgilerinin azalmadığını söz ve davranışları ile
hissettimeli gerekli zaman ve ilgiyi göstermeye devam etmelidir.
6.Çocukla mümkün olduğu kadar nitelikli zaman geçirmeli, Önceki faaliyetlere,
alışkanlıklara devam edilmeli
7. Belirtiler ortaya çıkmaya başladığında paniklemeden ihtiyaç duyduğu ilgiyi
göstermek gerekmektedir.
8. Yeni doğan bebeğe aşırı sevgi gösterisinde bulunmak yerine, her çocuğa
birbirinden ayrı olarak, sadece kendisine özel sevgi duyulduğunu göstermek
gerekir.
9. Eşitlik yerine adalet prensibi ile hareket edilmelidir. Gerektiği kadar
zaman, gerekli ihtiyaçlar şeklinde düşünülmelidir. Bu da uygun dille
anlatılmalıdır.
10. Bebeği severken, panikle diğer çocuğa yönelin memelidir.
11. Ne kadar yaramaz ben seni seviyorum gibi cümleler inandırıcı olmaz
12. Bebek demek yerine sürekli adını söylemek yararlı olur.
13. Sessiz ol kardeşin uyuyor diyerek yaşantıyı bebeğe göre düzenlendiğini
hissettirmemek gerekir.
14. Sen ablasın abisin diyerek onların çocuk olduğu unutulamamalı,
15. Bebeğe zarar vermesine izin verilmeyeceği kesin bir dille anlatılmalıdır.
16. Çocuğa zarar verdiğinde de aşırı tepkide bulunmamak gerekir.
17. Kardeşini sevmek zorunda olduğu söylenmemelidir.
18. Eşyaları, oyuncakları kardeşine verilecekse birlikte karar verilmelidir.
19. Bebekle ilgili işlerde ondan yardım istenmeli, istemiyorsa zorlanmamalıdır.
20. Kıskanmasın diye aşırı esneklik gösterilmemeli, kurallara uyması
sağlanmalıdır.
21. Kardeşlerle ilgili konularıiçe4ren hikaye ve masallar okumak yararlı
olabilir.
22. Kendi bebekliği ile ilgili konuşulabilir, resimleri gösterilebilir.
23. Çocuk 4-5 yaşlarında ise evden uzak olsun diye ana okuluna göndermek doğru
olmaz.
24. Misafir ve akrabaların bebekle ilgilenmeleri konusunda duyarlı olmak
gerekir.
25. Ailenin bir bütün olduğu duygusu yerleştirilmeye çalışılmalı,birlikte
etkinlikler yapılmalıdır.
26. Kardeşler arasında karşılaştırmalar yapılmasından kesinlikle kaçınılmalıdır.
27. Kavga etmelerine mümkün olduğunca izin verilmemelidir. Kavgada hakem rolü
oynanmamalıdır.
28. Kim başlattı sorusunu sormaktan kaçınılmalıdır.
29. Kıskançlık hissedildiğinde birbirlerinden uzaklaştırmak yerine
yakınlaştıracak ortamlar yaratmalıdır.
30. Ne olursa olsun sonuçta kardeşler birbirlerini severler, onların bu
sevgilerini pekiştirmek ?ne güzel anlaşıyorsunuz şeklinde sözlerle
yüreklendirmek gerekir.
Üstün ve Özel
Yetenekli Çocuklar
Yaratıcılık, sanat, liderlik kapasitesi veya özel
akademik alanlarda yaşıtlarına göre yüksek düzeyde motivasyon, performans ve
görev sorumluluğu gösteren ve bu tür yeteneklerini geliştirmek için uygun
imkanlara gereksinim duyan çocuklardır.
ÖZELLİKLERİ :
Zihinsel Gelişim Özellikleri:
? Çeşitli alanlarda özel yetenekleri vardır,
? Yoğun motivasyon gösterebilirler,
? Gelişim basamaklarını yaşıtlarından önce tamamlarlar,
? Sürekli soru sorarlar, meraklıdırlar, öğrenme ve bilgiye açlık duyarlar,
? Ayrıntılara dikkat ederler,
? Kendisinin seçtiği konuda veya ilgi alanlarında bağımsız çalışabilirler,
? Çabuk ve kolay öğrenirler, kavrama ve akılda tutma süreleri yüksektir,
? Birbirini takip eden konular, olaylar dizisi karşısında sonraki adımı tahmin
edebilir,
? Derin ve geniş ilgi alanlarına sahiptirler. Bir alanda öğrendiği konu ile bir
başka alanda öğrendiği onu arasında akla yatkın ilişkiler kurabilir,
? Kelime hazineleri zengindir, kelimeleri doğru telaffuz eder yerli yerinde
kullanırlar, akıcı bir konuşmaları vardır,
? Bildiklerini, düşündüklerini yaşıtlarından daha iyi ifade edebilirler.
? Bir öykünün yada paragrafın ana fikrini yaşıtlarından daha çabuk bulup
çıkarırlar,
? Neden sonuç ilişkilerini ve benzerliklerini yaşıtlarından daha çabuk ayırt
ederler,
? Karmaşık ve zor problemlerden hoşlanır ve yaşıtlarının çözemediği problemleri
çözebilirler,
? Ders başarıları yüksektir,
? Eleştirebilme yetenekleri yüksektir,
? Orijinal, yaratıcı ve girişkendirler,
? Başarılı oldukları alanda yüksek performans ve potansiyel kabiliyetlerini tek
başına veya birleştirerek kendilerini gösterirler.
Sosyal Alandaki Yetenek Özellikleri:
? Kendilerine güvenir, kolaylıkla sorumluluk alabilirler,
? Yeni ve değişik durumlara kolay ve çabuk uyarlar,
? Sosyal etkinliklere katılmaktan hoşlanırlar,
? Duyarlıdırlar, empati yetenekleri gelişmiştir,
? Grup içinde lider olurlar,
? Grubun ilerisindedir, yetişkinlerle iletişime girmeyi tercih ederler,
? Başkalarıyla kolayca işbirliği yaparlar,
? Genelde alçak gönüllüdürler, başkalarına yardım etmekten hoşlanırlar,
? Sınıf arkadaşları tarafından yeni fikir, bilgi kaynağı ve grup lideri olarak
görülürler,
? Okula severek giderler. Çalışkandırlar, amaçlarına ulaşmaktan ve başarıdan
zevk duyarlar,
? Güçlü bir konsantrasyona sahiptirler. Azimli ve sabırlıdırlar,
? Sorumluluk duyguları gelişmiştir. Sorumluluk almayı çok ister ve bunu yerine
getirmekten hoşlanırlar,
? Espri yetenekleri vardır, fıkra anlatmaktan hoşlanırlar,
? Yaratıcı öyküler anlatır ya da yazarlar,
? Değişik konularda okur ve zor metinleri okumaktan keyif alırlar,
? Sosyal problemlerde araştırma, uygulama, hipotez oluşturma anlamlı sonuçlara
varma, yazılı yada sözel sunular için sonuçları etkin bir biçimde düzenleme
yeteneğine sahiptirler.
Üstün yetenekli çocuklarında tıpkı diğer çocuklar yada insanlar gibi
farklılıkları, ve özelleşmiş alanlarda daha belirgin olan yetenekleri
olabilmektedir. Bu nedenle üstün yetenekli çocuklar terimine özel yetenekli
çocuklar eklemesi yapılmaktadır.
Müzik Alanındaki Yetenek Özellikleri:
? Ritim ve melodiye diğer çocuklardan fazla tepkide bulunurlar,
? Müzikle çok ilgilenirler. Kaset, CD dinler, nerede müzik etkinliği varsa ona
katılmak isterler,
? Müzik parçaları bestelemeye büyük istek ve çaba gösterirler,
? Başkaları şarkı söylerken onlara katılmaktan hoşlanırlar,
? Duygu ve düşüncelerini anlatmak için sık sık müziği araç olarak kullanırlar,
? Çeşitli müzik aletleri ile ilgilenir, onları çalmayı denerler,
? Şarkıcılar ve müzik parçaları ile ilgili koleksiyonlar yaparlar,
? Dinlediği şarkıyı kısa zamanda öğrenir, anlamlı ve uygun şekilde söylerler.
Resim Alanındaki Yetenek Özellikleri:
? Çeşitli konularda ve diğer çocukların yaptığından değişik çizimler yaparlar,
? Resimlere derinlik verir ve parçalar arasında uygun oranlar kullanırlar,
? Resim yapmayı ciddiye alır ve bundan haz duyar ve buna çok zaman harcarlar,
? Diğer insanların yaptığı resim çalışmalarına ilgi duyarlar,
? Diğerlerinin eleştirilerinden hoşlanır ve yeni şeyler öğrenirler,
? Resmi kendi yaşantılarını ve duygularını ifade etmek için başarılı bir şekilde
kullanırlar,
? Çamur, sabun ve plastik vb. yumuşak gereçlerle üç boyutlu figürler yapmaya
özel bir ilgi gösterirler.
Matematik Alnındaki Yetenek Özellikleri:
? Verilerin ele alınmasında, düzenlenmesinde göze çarpan yeteneğe sahiptirler,
? Orijinal yorumlar yaparlar, zihinsel çevikliğe sahiptirler,
? Yazılı iletişimden ziyade sözlü iletişimi tercih eder ve fikirlerin
iletilmesinde göze çarpan yeteneğe sahiptirler,
? Aynı problemi farklı yöntemlerle çözebilirler,
? Olağan dışı matematiksel işlemler yapar, gayret gerektiren olağandışı
problemler sorarlar,
? Problemi kısa sürede çözer, uygulamaya, analize, senteze ve değerlendirmeye
odaklanırlar,
? Matematiği başka kategorilere entegre edebilirler.
? Yanlış ve doğruyu seçme güçleri fazladır.
? İlgisiz gibi görünen işlemler arasında ilgi kurarlar.
Fen Alanındaki Yetenek Özellikleri:
? Fikir ve hipotezleri test etmeye yönelik deneyler yaparlar,
? Fen ve teknik araçları kullanabilir ve bunlara vakıf olurlar,
? Yerinde ve yeterli veri seçer, bunlardan çıkarımlar yaparlar,
? Fikirleri hem niceliksel hem de niteliksel ifade edebilirler,
? Fen bilgisini toplumsal değişim için kullanır ve uygularlar,
? Bilimsel gözlem, veri toplama ve yorum yapma becerileri vardır,
? Problemlere yönelik duyarlılığa, yeni fikirler geliştirme yeteneğine ve
değerlendirme yeteneğine sahiptirler,
? Yüksek düzeyde mekanik düşünme yeteneğine sahiptirler, uzay ilişkilerine ilgi
duyarlar,
? Fen bilgisi konusunda otorite olan kaynakları tarar, fen raporlarını
yorumlayarak bir ilgi zemini oluştururlar.
ZEKİ ÇOCUK ÜSTÜN ÇOCUK ÖZELLİKLERİ :
Yanıtları bilir.
Soruları yanıtlar.Kolaylıkla öğrenir.
Zaten biliyordur.
Düşünceleri anlar.
Tam olarak öğrenmesi 1-2 tekrarla olur.
Soyutlamalar yapar.
Anlamı yakalar.
Varsayımlar ortaya atar.
Doğru olarak kopya eder.
Yeni bir desen yaratır.
Okulu sever.
Öğrenmeyi sever.
Bilgileri emer.
Bilgilerle oynar.
Doğru, ardıl bir sonuçtan hoşlanır.
Karmaşıklıktan hoşlanır.
İyi fikirleri vardır.
Yetişkinleri tercih eder. Sorular sorar
Ayrıntıları görerek , tartışır, zenginleştirir.
Tam olarak öğrenmesi 6-8 tekrarla olur.
Çılgın, saçma gelen düşüncelere sahiptir.
Dikkatini yoğunlaştırır.
Hem fiziksel hem de zihinsel olarak katılır.
İyi ezberler.
İyi tahmincidir.
Teknikçidir.
İcatçıdır.
Çok çalışır.
Çalışmaz görünse de sınavlarda başarılıdır.
Öğrendiği kadarıyla tatmin olur.
Çok fazla özeleştiri yapar.
Üst grubu oluşturur.
Grubun ötesindedir.
Yaşıtlarından hoşlanır.
ÖNERİLER:
Anne Babaya Öneriler:
? Beklentilerinizi mantıklı bir düzeyde tutun.
? Zeka gelişimi hızla ilerlerken bazı becerileri, yaşına uygun olacaktır. Bu
becerilerin normal hızla gelişmesini geri kalma olarak yorumlamayın.
? Çocuğunuz zihinsel yetenekleri nedeniyle farklı hissettiğinde (özellikle grup
üyeliği ve grubun önemli olduğu ergenlikte ) ona destek olun, herkesin bir
yönüyle kendine özgü olduğunu, üstün yetenekli olmanın da onun bir özelliği
olduğunu anlatın.
? Üstün yetenekli çocukların toplumdaki çifte standartları anlamakta güçlük
çektiğini bilin. Ahlaki duyguları genelde iyi gelişmiştir, yalancılığı ve diğer
toplumsal zıtlıkları anlamada çelişkiye düşerler. Örneğin, niye evsiz insanların
olduğunu açıklamaya çalışabilirsiniz ancak üstün yetenekli çocuk verdiğiniz
cevapla pek yetinmeyecektir. Sizin için sıkıntı verici olsa da açıklayamadığınız
olaylar hakkında bitmeyen soruların yararı, insanın sınırlarının olduğunu ve
toplumdaki her problemi çözemediğini dürüstçe anlatmak, üstün yetenekli olsa
bile kendisinin de sınırları olduğunu anlamasına zemin hazırlamasıdır.
? En çok arzuladığı şeyleri gerçekleştirmesi için teşvik edin, mümkünse bunları
yapacak zamanı ve imkanları sunun.
? Bilginizin yetersiz kaldığı noktada, bu alan uzmanlarından yardım almaktan
çekinmeyin.
Öğretmene Öneriler:
? Üstün yeteneklilerin eğitimi için özel önlemler alınmadığında bu yeteneklerin
körelmesi söz konusudur.
? Üstün yetenek ile metotlu çalışma alışkanlığının bir araya gelebilmesi için
okul-aile işbirliği sağlanmalı, diğerlerinden fazla bilgiye sahip olmak, çok
soru sormak, espritüellik gibi özelliklerinin kabul edilmesi, öğretmen ve
arkadaşlarıyla arasında problem oluşturmaması için psikolojik danışmanlık
çalışmalarına ağırlık verilmelidir.
? Bu çocukların eğitimleri ile ilgili aşağıdaki yaklaşımlar uygulanmakla beraber
hangisinin en işe yarar yöntem olduğu henüz belirlenememiştir.
Erken başlama ve hızlı ilerleme:
Çocuğun üstün yeteneğine ve bilişsel olarak hızlı gelişimine göre yaşıtlarından
önce eğitime alınmasına ve sınıf atlamasına dayalı bir uygulamadır. Bu
uygulamanın en büyük sakıncası çocuğun akademik yönden sınıfa okula ayak
uydurabilse de sosyal ve duygusal yönden bir takım güçlüklerle karşılaşmasıdır.
Zenginleştirme :
Üstün zekalı öğrenciler kendi yaşıtları arasında ve normal sınıflarında devam
etmektedirler ancak çalışmalarını ve ders programlarını diğer öğrencilere göre
daha zengin hale getirme yöntemiyle gelişimleri desteklenmeye çalışılmaktadır.
Özel okullar:
Üstün yetenekli çocukların belirli amaçlı okullarda bir araya toplanıp,
eğitilmesine verilen addır.(Fen Liseleri , Yasemin Karakaya bilim ve sanat
merkezi gibi)
Özel sınıflar:
Üstün zekalı olduğu tarama ve incelemelerle ortaya çıkarılan ve kanıtlanan
öğrencilerin aynı sınıflarda toplanılmasına verilen addır.
? Eğitim programları değişik yetenek düzeylerine ve alanlarına cevap verecek
nitelikte, çeşitlikte ve esneklikte düzenlenmelidir.
? Eğitim programının uygulanmaya konmasında eğitim bilimleri ve eğitim
teknolojilerindeki çağdaş gelişmelerden en iyi şekilde yararlanılmaya
çalışılmalıdır.
? Geliştirilecek eğitim programlarının bu öğrencilerde geliştirmeye çalışacağı
beceri ve yetenekler şunlar olabilir:
? Problem çözebilme,
? Bilimsel düşünebilme, araştırma, inceleme, deney yapabilme,
? Yaratıcı ve eleştirel düşünebilme,
? Olayları ve olguları bilim-teknoloji-toplum ilişkisi içinde inceleme,
? Sağlıklı iletişim kurabilme,
? Liderlik becerilerini geliştirebilme,
? İşbirliği yapabilme,
? Bağımsız çalışabilme, inisiyatif kullanabilme,
? Sorumluluk alabilme, karar verebilme, riski göze alabilme,
? Olumlu benlik kavramı geliştirebilme.
? Okul öğretmenlerinin üstün yetenekli çocukların özellikleri, eğitim
programları ve yöntemleri konularında gerçekleştirilen hizmet içi eğitim
programlarına katılmalarına özen gösterilmelidir.
? Üstün yetenekli çocukların ders dışı etkinliklere ihtiyaçları vardır. Bu
nedenle fikir ve proje üretebilecekleri, sanat yada spor etkinliklerini
gerçekleştirebilecekleri düzenlemeler yapılmaya çalışılmalıdır. Bu konuda ,
üniversiteler, özel klüp yada kurslar(Model uçak, resim, heykel, müzik,
havacılık, denizcilik, bilgisayar programcılığı, binicilik, su sporları vb.
gibi)ile işbirliği işe yarayabilir.
? Bu çocuklar yeteneklerine uygun bir okula yönlendirilebilirler. (Fen lisesi ,
Anadolu liseleri, Güzel sanatlar lisesi, TÜBİTAK tarafından uygulanan burs ve
proje yarışmaları gibi.) ? Üstün yetenekli çocuklarla ilgili olarak yasal
düzenlemeler konusunda 1416 ve 6660 sayılı kanunlar, değişik alanlardaki üstün
yeteneğin belirlenmesi, eğitimi ve istihdamı konularında gerekli açıklamaları
yapmaktadır.
Çocuğunuzun Ruh Sağlığı
Bu yazıyla ilgilenip okuduğunuza göre bir yetişkin
olmalısınız. Çocuğunuza sevginizi göstermenin yada ona yardımcı olacak en iyi
yolu bulmanın zor olduğu zamanlar vardır. Çocuğunuz sizi şaşırtan, canınızı
sıkan ye da çok korkutan davranışlar gösteriyor olabilir. Bu tür davranışların
bir bölümü, gelişme ve büyümenin normal sonuçları olabilir. Eğer çocukların ruh
sağlığı hakkında daha çok şey öğrenmek istiyorsanız bu yazıyı okumaya devam
edin.
Ruh Sağlığı Ne Demektir?
Ruh sağlığı, yaşam olayları karşısında neler düşündüğümüz, neler hissettiğimiz
ve nasıl davrandığımızdır. Ruh sağlığı, kendimize, yaşamımıza ve tanıdığımız ve
ilgilendiğimiz insanlara nasıl baktığımızdır. Ayrıca ruh sağlığı, zorlanma
karşısındaki davranışlarımızı, insanlarla kurduğumuz ilişkileri, tercihlerimizi
ve seçimlerimizi belirler. Yaşamın her döneminde fiziksel sağlık kadar ruh
sağlığı da önemlidir.
Ruh Sağlığı Problemleri
Bir çocuğun ateşinin yükseldiği kolayca anlaşılabilir, fakat ruh sağlığının
bozulduğunu anlamak daha zordur. Çünkü ruh sağlığı ile ilgili problemler her
zaman gözle görülmeyebilir ama belirtilerini anlamak mümkündür.
Ruh sağlığı problemleri teşhis edilebilmektedir. Ruh sağlığı uzmanları
belirtilerle ilgili bilgileri toplamakta ve incelemektedirler. Depresyon ve
kaygı ile uyum, yeme bozuklukları ve dikkat eksikliği/hiperaktivite ruh sağlığı
problemlerinden bazılarıdır.
Ruh sağlığı problemleri, her beş çocuktan birinde herhangi bir zamanda ortaya
çıkabilir. Ne yazık ki, ruh sağlığı bozulan çocukların tahminen üçte ikisi
ihtiyaçları olan yardımı almamaktadır.
Pek çok çocuk ve ergen, kısa süreli bir tedavi görerek atlatabilecekleri ve
ciddi bir ruh sağlığı problemine dönüşmeyebilen duygusal zorlanma dönemleri
yaşarlar. Örneğin, sevilen birinin kaybı, aile ilişkilerinde bir değişme bu tür
problemlere yol açabilir.
Bir çocuğun ruh sağlığı zihinsel kapasitesi ile ilişkili değildir. Ruh sağlığı
sorunları olmayan çocuklarınki gibi ruh sağlığı sorunları olan çocukların da
zeka düzeyleri düşükten (zihinsel gerilik) yükseğe kadar değişebilir.
Özel eğitim, fiziksel sağlık sorunları olan öğrencilerin ihtiyacı olduğu kadar
çeşitli ruh sağlığı sorunları olan çocukların ve ergenlerin de özel
ihtiyaçlarını karşılamaya yardım eden okulların destek hizmetlerinden biridir.
Özel eğitim alan herkesin ruh sağlığı sorunu olması gerekmediği gibi, ruh
sağlığı sorunu olan her çocuk ve ergenin de özel eğitim alması gerekmemektedir.
Ciddi Duygusal Rahatsızlıklar
Çocuklar ve ergenler için ?ciddi duygusal rahatsızlıklar? deyimi, günlük yaşamı
ve evde, okulda yada toplum içindeki işlevleri ciddi bir şekilde engelleyen
rahatsızlıklar için kullanılır. Ciddi duygusal rahatsızlık her 20 gençten
birinde herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir.
Bu tür ruh sağlığı sorunları, yardım edilmezse, okulda başarısızlığa, alkol yada
ilaç kullanımına, aile ile çatışmaya, şiddete ve hatta intihara yol açabilir.
Nedenler
Küçük çocukların ruh sağlığı sorunlarının temelindeki nedenlerin hepsini
bilmiyoruz. Bu sorunların hem çevre hem de biyolojik yapıyla ilgili olduklarını
biliyoruz. Biyolojik nedenler içinde, kalıtım, kimyasal dengesizlik ve merkezi
sinir sisteminin zarar görmesi sayılabilir. Tıp uzmanları bunlara nörobiyolojik
beyin bozuklukları demektedirler.
Pek çok çevresel faktör çocukları tehlikeye sokabilir. Örneğin, şiddete,
istismara, ihmale, ölüm yada boşanma nedeniyle sevilen birinin kaybına yada
bozuk ilişkilere maruz kalan çocuklar için ruh sağlığı bozulma riski daha
fazladır. Diğer risk faktörleri, ırk, cinsel yönelim, din yada yoksulluk
nedeniyle reddedilmeyi içerir.
Vazgeçmeyin
Çocuğunuz için doğru yardımı buluncaya kadar aramayı sürdürmeniz önemlidir. Bazı
çocukların ve ailelerin psikolojik danışmaya yada desteğe ihtiyaçları vardır.
Diğerlerinin de tıbbi bakıma, ev bakımına, ayakta tedaviye, eğitim hizmetlerine,
yasal yardıma, hakların korunmasına, yer değiştirmeye yada danışmanlığa
ihtiyaçları olabilir.
Bazı aileler, başkalarının ne söyleyeceğinden yada ne düşüneceğinden korkarak
yardım aramazlar. Bakımın maliyeti, sınırlı sigorta hakları yada hiç bir sağlık
sigortasının olmaması gibi başka engeller de çıkabilir. Bunlar aileniz için
gerçek sorunlar olabilir ama tedavi gereklidir. Bazı ruh sağlığı yardım
kurumları yada toplum ruh sağlığı merkezleri, ailenin ödeme gücüne göre
ücretleri ayarlayabilmektedirler. Yardım arama sizin çok sabırlı ve ısrarlı
olmanızı gerektirebilir.
Çocuğunuzun Ruh Sağlığının Korunması
Ana-baba olarak çocuğunuzun fiziksel güvenliğinden ve duygusal rahatlığından
sorumlusunuz. Bir çocuğu büyütmenin tek bir doğru yolu yoktur. Ana-babalık
tarzları değişir fakat çocuğunuz için yapılması gerekenler aynıdır. Aşağıdaki
önerilerde eksiklik olabilir. Gelişim dönemleri, yapıcı problem çözme, disiplin
tarzları ve diğer ana-babalık becerilerine ilişkin kütüphanelerde ve
kitapçılarda yararlı kitaplar bulabilirsiniz.
Besleyici gıdalar, düzenli sağlık kontrolleri, aşı ve sporun yanı sıra,
çocuğunuza güvenli bir ev ve çevre sağlamak için elinizden geleni yapın.
Çocuk gelişim dönemlerini öğrenin, böylece çocuğunuzun yapabileceğinden azını
yada fazlasını beklemeyin.
Çocuğunuzu duygularını ifade etmeye teşvik edin ve duygularına saygı gösterin.
Çocuğunuza herkesin acı, korku, öfke ve kaygı yaşadığını anlatın.
Bu duygularının kaynaklarını öğrenmeye çalışın. Çocuğunuzun öfkesini olumlu bir
şekilde, şiddete başvurmadan göstermesine yardım edin.
Aranızdaki saygı ve güveni geliştirin.
Anlaşamadığınızda bile sesinizi yükseltmeyin.
İletişim kanallarını açık tutun.
Çocuğunuzu dinleyin.
Çocuğunuzun anlayabileceği kelimeler ve örnekler kullanın. Onu soru sormaya
teşvik edin.
Rahatlık ve güven verin.
Dürüst olun.
Olumluluklar üzerinde durun. Her konuda konuşmaya istekli olduğunuzu gösterin.
Kendi problem çözme ve baş etme becerilerinize bakın.
İyi bir örnek misiniz? Eğer çocuğunuzun duygularından ve davranışlarından
bunaldıysanız yada kendi engellenmelerinizi yada öfkenizi kontrol edemiyorsanız
yardım arayın.
Çocuğunuzun yeteneklerine destek olun, sınırlılıklarını kabul edin.
Hedefleri başka birinin beklentilerine göre değil çocuğunuzun yeteneklerine ve
ilgilerine göre oluşturun. Başarılarını kutlayın.
Çocuğunuzun yeteneklerini başka çocuklarınkilerle kıyaslamayın.
Çocuğunuzu tek başına değerlendirin.
Çocuğunuzla birlikte olmak için düzenli olarak zaman ayırın.
Çocuğunuzun bağımsızlığını destekleyin ve kendilik değerini artırmasına yardım
edin.
Yaşamın iniş çıkışlarında çocuğunuzun yanında olun. Çocuğunuzun problemlerin
üstesinden gelebileceğine ve yeni yaşantılarla baş edebileceğine güvendiğinizi
gösterin.
Yapıcı, açık ve tutarlı bir disiplin uygulayın (Disiplin fiziksel ceza değildir,
disiplin bir öğretim şeklidir).
Bütün çocuklar ve aileler farklıdır; çocuğunuz için hangi yolun daha etkili
olduğunu öğrenin.
Olumlu davranışlarını onaylayın.
Çocuğunuzun hatalarından ders almasına yardım edin.
Koşulsuz sevin.
Özür dileme, işbirliği, sabır, bağışlama ve başkalarıyla ilgilenmenin önemini
öğretin.
Uyarı Niteliğindeki Belirtileri Tanıyın
Çeşitli uyarılar, bir çocuğun yada ergenin muhtemel ruh sağlığı problemine
işaret ediyor olabilir. Bu uyarı niteliğindeki işaretlerin bir bölümü aşağıda
verilmektedir.
Çocuğunuzun şu belirtileri gösterip göstermediğine dikkat edin;
Duygularla ilgili güçlükler:
1- Makul bir neden olmadan üzülme ve çaresizlik duyma ve bu duygulardan
kurtulamama.
2- Çoğu zaman yoğun öfkeli olma, ağlama yada aşırı tepkide bulunma.
3- Değersizlik yada suçluluk duyguları gösterme.
4- Başka çocuklardan daha fazla endişeli yada kaygılı olma.
5- Bir ölümün yada kaybın ardından çok uzamış bir yas tutma.
6- Aşırı derecede korkulu olma. Açıklanamayan korkular duyma yada diğer
çocuklardan daha fazla korku duyma.
7- Fiziksel sorunlarla yada görünümle sürekli ilgilenme.
8- Zihnini kontrol edememekten yada zihninin başkaları tarafından kontrol
edildiğinden korkma.
Büyük değişimler:
1- Okul durumunda kötüleşme.
2- Genellikle zevk aldığı şeylere ilgisini kaybetme.
3- Uyuma ve yeme alışkanlıklarında açıklanamayan değişmeler gösterme.
4- Arkadaşlarından yada ailesinden uzaklaşma ve hep yalnız kalmayı isteme.
5- Çok fazla hayal kurma.
6- Yaşamı baş edemeyecek kadar zor bulma ve intihardan söz etme.
7- Açıklanamayan sesler duyma.
Sınırlılıklar:
1- Kendini verememe, karar vermede zorlanma.
2- Yerinde oturamama, dikkati toplayamama.
3- Zarar görmekten, başkalarını incitmekten, ?kötü? bir şey yapmaktan korkma.
4- Gün içinde defalarca yıkanma ve eşyaları temizleme ihtiyacı duyma ye da
belirli davranışları tekrarlama.
5- Çok hızlı seyreden düşüncelerden kurtulamama.
6- Tekrarlanan kabuslar görme.
Sorun yaratan davranışlar:
1- Alkol ye da ilaç kullanma.
2- Çok miktarda yeme ve sonra kusmaya çalışma, müshil ilaçlarını kötüye kullanma
ye da kilo almaktan kaçınmak için lavman kullanma.
3- Uygun kiloda olmasına karşın takıntılı bir şekilde spor yapmayı yada diyet
uygulamayı sürdürme.
4- Başkalarına ve eşyalarına sık sık zarar verme yada yasaları ihlal etme.
5- Yaşamı tehlikeye sokacak şeyler yapma. Hemen Yardım Arayın
Eğer çocuğunuz bu belirtilerden birini gösteriyorsa yada belirtiler ciddiyse,
hemen bir yardım arayın. Doktorunuzla, okuldaki danışman-rehber öğretmenle yada
çocuğunuzun ruh sağlığı problemi olup olmadığını değerlendirebilecek bir ruh
sağlığı uzmanıyla konuşun.
Her çocuğun ruh sağlığı önemlidir.
Pek çok çocuğun ruh sağlığı problemleri vardır.
Bu problemler gerçektir, acı vericidir ve ciddi olabilir.
Ruh sağlığı problemleri anlaşılabilir ve tedavi edilebilir.
Aileler ve kurumlar birlikte çalışarak yardım edebilirler.
Gençlik Sorunları ve
Aile
?Anne, baba olmanın eğitimini almadık. Deneme
yanılma yoluyla, çevremizde gördüğümüz anne, babalarımızdan öğrendiğimiz
kadarıyla eğittik, yetiştirdik, topluma kazandırdık çocuklarımızı.Hata
yaptığımız da oldu hatalarımızı da kabul ettik ama ne de olsa insandık.Bizimde
sorunlarımız vardı hayat zordu zira? bir çok anne babanın sözleridir
bunlar.Çocuklarını severler, onlar için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Buna
rağmen, yeterli olamadıklarını başa çıkmada zorlandıklarını hissettikleri
zamanlar olur. Bazı iletişim engelleri farkında olunmadan tekrarlanır ve anne
baba çocuk ilişkilerini içinden çıkılmaz hale getirir.
Gençlik dönemi hem fizyolojik hem de psikolojik bir gelişimin yaşandığı zor bir
dönemdir. Bu dönemde karşılaşılan hatalı tutumlar, aile içi çatışmalar,
gençlerde görülen psikolojik sorunları arttırmaktadır.Bu tutumlardan biri
annenin aşırı koruyucu tutumlarıdır. Bu tutum aşırı kontrol, müdahelecilik
çocuktan bağımlı, faal ve çalışkan olmasını isteme annenin son derece fedakar
olması ve çocuğun da bunu kabullenmesi gereğine inanma olarak açıklanabilir.
Aşırı Disiplin:Aşırı verici koruyucu tutumun yanı sıra, aşırı disiplinli ve
denetimli tutumlar da çocuk için sakıncalıdır. Çocuğa sevgi, bir bebek gibi
verildiği ve bakıldığı halde, kendisinden beklentiler yüksek düzeydedir. Bu
beklenti sevgi ile beraber sunulduğundan çocuklar tarafından kolay benimsenir ve
benliğe girdirilir. Bazen çocukta bu sindirme ileriye gider kendi kendisine
aşırı kontrol koyar, böylece kendini sürekli eleştiren, özgüveni düşük, kolay
arkadaş ilişkileri kuramayan ergenler yetişir.
İlgisiz Tutum:Aşırı itici, ilgisiz ve aşırı disiplinsiz bir ebeveyn tutumunda
ergen sorunlarına yol açmaktadır. Bu tutumla disiplinsizlik söz konusudur; ancak
disiplinsizliğin nedeni sorumsuzluk ve ilgisizliktir.
Disiplin; ilgilenme ve ergenle aynı yaşantıyı paylaşmakla uygulanır. Bu tutumda
sevginin yetersiz oluşu aşırı iticiliğe neden olur. Çocuk ve ebeveyn aynı evi
paylaşan ebeveyn gibidir. Sevmeyen, ilgi duymayan bakım ve koruma sorumluluğu
olmayan ebeveyn çocuğun hazır olmadığı bir çağda kendi kendisine yetmesini ve
bir an önce bağımsız olmasını isteyecektir. Buna reddedici tutum da denebilir.
Yapılan çalışmalarda özellikle annenin itici-uzak tutumunun varlığında
anne-çocuk ilişkisinin azaldığı, bunun özellikle ergen depresyonlarıyla ilişkisi
olduğu görülmüştür.
Özgüven: Ebeveynin özellikle babanın demokratik ve destekleyici tutumlarının
yetersizliği, hatalı aile tutumlarına verilebilecek diğer bir örnektir. Bunula
ilgili olarak yaşanan aile içi çatışma ve geçimsizlik , babanın katı ve anneye
yardımcı olmayan davranışları da ergenlerde depresyon , düşük özgüven davranış
bozukluklarına yol açmaktadır.
Bu tür ailelerde anne ? baba ayrılıkları , boşanmalar daha çok yaşanıyor.Tek
ebeveyn ile büyüyen çocuklarda diğer çocuklara göre depresyon , intihar girişimi
, alkol, uyuşturucu, madde kullanımı gibi sorunlar oldukça yüksek düzeydedir.
Çocuğun sağlıklı gelişimi yalnızca olumlu tutumlara bağlı değildir. Çocuk
olumsuz tutumlarla da karşılaşır , bununla baş etmeyi öğrenir. Ancak çocuktaki
esneklik sınırsız değildir. Uyum; yapılması güç olan, süreklilik gösteren,
olumsuz aile ortamı ve tutumları , ruhsal gelişimi engelleyebilir ya da
saptırabilir. Bu nedenle ergen terapilerinde aile görüşmeleri ve hatalı
tutumların düzeltilmesi özel bir önem taşımaktadır.